Etsy.com’dan haftanın şahaneleri

Etsy.com, mutlaka her gün baktığım sitelerden biri. Birbirinden güzel eşyalar, birbirinden şahane sanal dükkanlar, insanın kendisini kaybetmemesi imkansız.

Bu haftanın, zatalimce en beğenilenleri şöyle :)



pembe broş: etsy.me/yo4gEU – turkuaz küpeler: etsy.me/xEGrKN
duvar çıkartması: etsy.me/zCQ4zS – kuşlu ve yapraklı kolye: etsy.me/yD0w2L
pembe uçlu kolye: etsy.me/xAgNuG – çiçekli fotoğraf: etsy.me/zP9CfX

Henüz yorum yok |Etiketler: , , , , , , , ,
seperator

Işık, daha çok ışık!

Bol ışık.. Güzel bir evin sırrı işte bu işte. Bir ev ne kadar ışık alıyorsa, o kadar canlı, o kadar yaşayan, o kadar huzurlu geliyor bana. Aşağıdaki fotoğraflar, Kanadalı fotoğrafçı Stacey Brandford‘un objektifinden. Her bir kareye bayıldım :)

Bilhassa en alttaki fotoğraftaki yatak odasının duvar rengine. Şimdiki evimize taşındığımızda, odalardan birini bu renkte boyatmak istemiştim, ancak çıkan sonuç korkunç ötesiydi. Sağolsun ustalar, istediğim rengin yaklaşık 5 ton koyusunu boyayınca, aşağıdakinin aksine kasvetli bir durum çıktı ortaya. Siz siz olun, odanızı çok koyu renklerde boyatmayın sakın. Renk ne kadar açık olursa, ışığı o kadar güzel yansıtır :)

Henüz yorum yok |Etiketler: , , , , ,
seperator

Senin rengin ne?

Dekorasyonun temel unsuru renkler, hiç kuşkusuz. Hepimizin bayıldığı renkler, olmazsa olmaz dediği tonlar vardır mutlaka. Bana sorarsanız “en sevdiğin renk nedir?” diye, mutlak suretle “pastel tonlar” derim. Fakat pastelden tonlardan kasıt nedir, tam olarak hangi renklerden bahsediyoruz açmak gerek. İnternette, dergilerde, hayatında içinde görüp “ne kadar muhteşem bir renk!” çığlıkları attığımız çok olmuştur. Özellikle de o spesifik rengi bulup, evimizin bir köşesinde bir dekorasyon projesinde kullanmak istiyorsak, rengin ne olduğunu bulmak/bilmek şarttır.

Bir de renklerin birbiri ile uyumu konusu var. Mesela eskiden evinizdeki duvarları boyatmak istediğinizde, boya üreticilerinin elinde bulunan karteladan bir renk seçerdik. Şimdilerde ise renklerin bir arada nasıl kullanılabileceğini gösteren, fikir ve ilham veren kataloglar sunuluyor. Özellikle yanyana iki duvarı farklı tonlarda boyamak istediğimizde birbirinden güzel fikirler bulabiliyoruz. (Biz bunu kendi evimizin çalışma odasında uyguladık mesela, ve sonuç gayet güzel oldu)

Design Seeds isimli firma da birbiri ile uyumlu renk alternatifleri sunan renk paletleri sunuyor. Ben en çok beğendiklerimi paylaşıyorum ama siz mutlaka websitesine gidip bir göz atın :)

Henüz yorum yok |Etiketler: , , , ,
seperator

Minyatür Sanatı

“Herşeyin küçüğü güzel” deriz ya bazen, hani yolda yavru bir kedi gördüğümüzde misal. Ne kadar küçük, o kadar sevimli. Doğrudur! Küçük bir kızken, üstelik de o dönemde envai çeşit oyuncak almak mümkün değilken, annemin bana aldığı Barbie bebeklerin mini mini kıyafetleri, süslü püslü ayakkabıları vardı. Birkaç yıl içinde Barbie evi, bildiğin atlı faytonu, mutfak banyo dekorları derken, hangi birini tutturayım, yalvarıp yakarıp anneme aldırayım şaşırırdım. İlkokulu bitirmemle beraber, anneanneciğim tüm bebekleri toparlayıp ya kapıya koymuştu ya da onlarla oynayacak yaşta çocuğu olan eşe dosta vermişti. Keşke tüm o oyuncaklarımı saklayabilmiş olsaydım, fakat geçmiş olsun :)

Tüm bunları neden anlattıma gelecek olursak; gördüğüm anda çocukluk yıllarıma döndüğüm, inanılmaz sevimli bir dizi minyatür obje fotoğrafı buldum! Dünyanın bir yerinde, bir takım insanların böylesi muazzam şeyler tasarlayıp üretiyor oluşunu da ayrıca kıskandım, belirtmeden geçmeyeyim :)

Haydi başlıyoruz. İlk önce mini Macaronlar!

Sırada, ülkemizde telaffuzu (ve de yazılışı) her daim yanlış olan “Pötibör”ler (pötiber, petibör, pötübör) ve kruvasanlar var!

Son olarak da dünyanın en ufak posta servisinde sıra! Üstelik bunun videosu da var. Muhteşem değil de nedir?


Credit: Macaronlar, pötibörler ve kruvasanlar etsy.com/shop/PetitPlat‘da, posta servisi ise leafcutterdesigns.com/shop adresinde.

Henüz yorum yok |Etiketler: , , ,
seperator

Lavanta kokulu otel

Kurumsal firmalarda yıllık değerlendirme ve yeni yıl planlama toplantıları denen bir müessese var; korkutucu olduğu kadar keyifli de geçen. Neden keyifli? Çünkü mutlaka şehirden uzak, hatta şehir dışında, bir iki gece kalmalı mini seyahat halinde gerçekleşiyor. Geçtiğimiz yıl iki günlüğüne Mardin’e gitmiştik, çok da şahane olmuştu. Bu yıl ise, ekipteki hamile sayısı, fazla uzağa gitmemize engel oldu.İyi ki de oldu çünkü en yakın fırsatta tekrar (bu defa kesinkez Eray ile) gitmek istediğim, en şahanesinden bir butik otelde – Lavanda Butik Otel - kalma fırsatım oldu. İstanbul’a sadece 1 saat uzaklıkta olması da cabası!

Malumunuz; pastoral, country & provance tarzı dekorasyon müptelası bir yapım var. Lavanda Butik Otel’e gidişimiz kesinleştiğinde, acaba nasıl bir yerdir diye soluğu Google’da almış, websitesini bulmuştum. Foto galeriye göz atarken “Tamam!” dedim, “İşte budur!” Yemyeşil bir alanın göbeğinde, taş evlerden oluşan bir dizi bina, şömine ve kırmızı ekoseli battaniyelerin yanı sıra (bu battaniyeler ben gittiğimde hakikaten de oradaydı) karla kaplı fotoğrafları da görünce resmen kendimden geçtim. Hoş, bizim gidiş tarihimiz itibariyle kardan eser yoktu ama olsun! Taş binalarla da yetinebilirdim ben :)

Velhasıl, mini valizimin en önemli parçası fotoğraf makinem olacak şekilde hazırlıklarımu yapıp Cuma sabahı saat 9′da yola koyuldum. Yaklaşık 1 saat içinde Şile’ye varmıştık. Foto galerinin aksine yağmurlu ve kapalı bir hava karşıladı bizi ama bu, fotoğraf çekmeme engel değildi. Sorun, ana fokusun (doğal olarak) toplantıda olmasından ve toplantının da korkunç derece uzamasından dolayı Cuma günü boyunca hepi topu 2-3 fotoğraf çekebildim. Aşağıda paylaştığım fotoğrafların tamamını, Cumartesi sabahı kahvaltı ile dönüş yoluna çıkma arasına sıkıştırdığım 30 dakika içinde çektim. Olsun, buna da şükür :)

Yılbaşının üzerinden yalnızca bir hafta geçmiş olmasından mütevellit, etrafta yılbaşı süslemeleri vardı bolca. O nedenle, zaten muazzam görünen iç dekorlar daha da etkileyici bir hal almıştı kuşkusuz. Kendimi bir Fransız köyünde hissetmedim desem yalan olur. Haydi gelin çektiğim fotoğraflarla mini turumuza başlayalım!

Lavanda Butik Otel’in giriş kısmında yer alan binalardan bir kaçı:


Otele ilk giriş alanı; bekleme salonu. Biz Cuma gecesi bu şahane kısımda içkilerimizi yudumladık, sohbet ettik, şöminenin dibine kıvrıldık. Bir de güzel müzikler dinledik! Yukarda bahsettiğim yılbaşı süslerinin (yılbaşı ağacı da dahil) neredeyse tamamı buradaydı.

Sıra geldi kaldığım odaya! İçeriye girdiğim andan itibaren minik minik detaylarla süslenmiş köşelerin hangi birine bakayım, nereye koşayım, neyin fotoğrafını çekeyim bilemedim inanın. Hepsini yayınlayamadığım için de sizin de bayılacağınızı düşündüğüm birkaç tanesini paylaşayım dedim. Tabi bunca fotoğrafın asıl amacı, İstanbul’a döndüğümde benzer fikirleri kendi evimize uygulayabilmekti. Tahminin, odada kullanılan parçaların bir kısmı yurtdışından alınmış, yine de Laura Ashley, Zara Home, Tepe Home gibi mağazalardan benzer şeyler bulabileceğimden eminim. Sizin önerebileceğiniz farklı mağazalar varsa lütfen yorum bırakın :)

Akşam yemeği ve sabah kahvaltısını yaptığımız yemek bölümü ve tüm otel genelinde hoşuma giden birkaç detay da şöyle:

Ve son olarak bunlar da instagram’da yayınladığım bir kaç kare :)

Henüz yorum yok |Etiketler: , , , , , , , ,
seperator

Hoşgeldin 2012!

Sevgili okuyucu, itiraf ediyorum; evlendiğimden bu yana geçen 4 ayda, tek bir satır yazamamış olmam yüzümü çok fena kızartıyor. Hani çekip gitsen, bir daha da uğramasan buralara haklısın, ne diyeyim. Gel gör ki, hayat evden işe, işten eve ve yine ekseriyetle evden işe gitmekle geçiyor. Evde geçen limitli zamanlarda da hala bir türlü yerleşemediğimiz odaları toparlamak, eksik gediğin peşine düşmek ve üçlü kanepenin üzerine bayılıvermekle geçiyor.

Ama söz bak, yepyeni bir yıla gireli henüz 2 gün olmuşken, daha sık yazacağıma söz veriyorum :) Hatta belki, mini bir yeni-ev-turu bile yapabilirim, bakalım!

Ah bir de yeni yıl demişken, Flickr’da gezinirken bulduğum şu şahane fotoğrafları da buracığa eklemeden geçmeyeyim!




Hepinize şahane bir 2012 yılı diliyorum!

Henüz yorum yok |Etiketler: , , , ,
seperator

İlham veren kitaplar

Provence stiline takıntım malumunuz, internetin dipsiz kuyusunda o site senin bu site benim gezinip dururken bir anda dank etti. Neden bu konuyla ilgili kitapları bulmuyordum ki? Adres belliydi; amazon.com bekle beni! :)

Bu blogu takip edip de “Provence stili ne ola ki?” diyen var mıdır bilemiyorum ama işte size birkaç örnek:


fotoğraflar: dreamywhites.blogspot.com

Henüz yorum yok |Etiketler: , , , , , ,
seperator

Lonny Mag’e merhaba diyin!

İnternet ile ilgili en sevdiğim şey, merak ettiğim veya ilgi duyduğum konularda çok çeşitli kaynaklara istediğim anda ulaşabiliyor olmam. Hatırlıyorum; ilk okuldaydım ve müzikle haşır neşir olmaya yeni başlamıştım. O dönemde ne internet vardı, ne de müzikle ilgili içerik bulabileceğim yazılı kaynak. Yanlış anımsamıyorsam, bir tek Blue Jean vardı – bir de Teşvikiye’nin şu an adını hatırlamadığım bir kırtasiyesinde, yurtdışından hasbel kader gelmiş dergiler. İşte ben, o dergilerin peşinde yaşadıklarımı anımsadıkça, bugün bu kolay ulaşılabilirliğe şükrediyorum. Hey gidi.. :)

Bu lüzumsuz uzun girizgahtan sonra, birkaç saat önce tesadüfen bulduğum Lonny Magazine‘den bahsetmek istiyorum. Lonny, yayın hayatına 2009 yılında başlamış online bir dergi. İçinde lifestyle ve ev dekorasyonuna ilişkin fevkalade şahane şeyler bulabiliyorsunuz. Tasarımcı Michelle Adams ile fotoğrafçı Patrick Cline tarafından iki ayda bir hazırlanıyor. Dergiyi gördüğüm zaman, aklıma Devletşah geldi bir an – buradan kendisine selam olsun :)

Derginin yanı sıra, derginin websitesinde “decorate” isimli bölüm çok hoşuma gitti. Oturma odasından, yatak odasına, çalışma alanlarıdan, banyolara ilham alıp uygulayabileceğiniz çeşit çeşit fotoğraflar yer alıyor.

Evinizde yenilik zamanı geldiyse, bu dergiye mutlaka bir göz atın :)

Fotoğraflar: lonnymag.com/decorate

Henüz yorum yok |Etiketler: , , , , , ,
seperator

Fransız esintisi

Sonbahar geldi geçiyor. Havalar serinlemeye başladı bile – yorgan mevsimini çoktan açtık misal. Yine de penceremden dışarı baktığımda ışıldayan güneşi görmek, iki arada bir derede kalmışlık hissi veriyor. Hala şansımız varken, camları sonuna kadar açabilmeliyiz, değil mi?

Fotoğraflar: Frédéric Ducout & Christophe Rouffio

Henüz yorum yok |Etiketler: , , ,
seperator

Etsy loves

etsy bayılıyorum sana!

1 yorum
seperator