teknolojinin bize sunduğu en önemli avantajlardan biri de hiç kuşkusuz internet bankacılığıdır. hepimiz – çoğunluğumuz – çalışan insanlarız ve yine bir çoğumuzun düzenini sürdürmek zorunda olduğu bir evi var. demek istediğim anne babalarımız ile yaşamıyorsak eğer ödememiz gereken faturalarımız, kiralarımız, bu ve benzeri bir takım dertlerimiz var. bugün her köşe başında bir banka olabilir, pek güzel lakin 12.30-13.30 arasında öğle tatilimiz dışında ben bir bankaya gideyim diyebilecek ya da her bir fatura için ayrı ödeme noktasına koşabilecek pek insan olduğunu sanmıyorum. bu yüzdendir ki internet bankacılığı hayat kurtarıcı olarak hayatlarımıza girmiştir. oturduğumuz yerden ödememizi, eftmizi, havalemizi yapabiliyorsak, üstüne de biraz fon alayım da yatırım olsun diyebiliyorsak eğer internet bankacılığı iyi birşey demektir.
lakin; her güzel şeyin bir bedeli vardır kuralını ispatlarcasına özellikle son dönemlerde artan internet bankacılığı hırsızlığı ve bankaların bu konudaki umursamaz hatta küstah tavırlarından çok bıkmış durumdayım. bunu en yakınımdaki insanın başına gelmesi nedeniyle söylemiyorum; genel olarak her kimin başına böyle bir olay geldiyse derin üzüntü duyuyorum. çünkü biliyorum ki giden para kolay kolay geri gelmeyecek..
öncelikle avukat bulma derdi denen birşey var; diyelim ki internet bankacılığı şifreniz birileri tarafından kırıldı ve hesabınızda var olan 2.000 ytl gibi cüzi (!) bir miktar başka hesaplara geçirilmek suretiyle çalındı. avukata gittiğinizde, bu miktarın kurtarılması için başlatılması gereken işlem bedeli ve avukatın kendi payı değerlendirildiğinde alacağınız cevap: “bu davaya bakamam ben” benzeri birşey oluyor. çünkü 2.000 ytl’yi kurtarmak için harcamanız gereken bedel, sizi o davadan vazgeçmeye yöneltiyor. giden paranızın miktarı 30-40.000 gibi bir rakam olsaydı eğer davaya bakmaya gönüllü bir takım avukatların çıkacağına eminim. bu noktada yazık demekten başka birşey gelmiyor elimizden. bizlerin haklarını savunmakla görevli kişi ya da kurumların olay karşısındaki yetersizliği içler acısı.
http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=17690 adresinde başına benzer olay gelmiş bir insanın çaresiz ifadeleri ve kendisine yöneltilen öneri çözümleri var. sonuç: sıfır. konu ne yazık ki çözüm bulmuyor..
gelelim bankaların bu gibi olaylara karşı tutumuna. http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=28932 adresindeki habere göre mağdur kişi banka aleyhine açtığı davayı kazanarak parasının faiziyle beraber geri ödenmesini sağlamış. dikkat ederseniz yazılı basında çıkan haberlerin neredeyse hiçbirinde banka adı belirtilmiyor. mahkeme kararıyla geri ödeme yapması beklenen banka hangi banka bilmiyoruz. ancak kesin olan birşey var ki geri ödemeyi yapacak bankanın nereden baksanız 100lerce benzer durumda geri ödeme talep etmek isteyecek müşterisi var. daha önce söylediğim gibi konu 5 milyar ve altındaki kayıplar oldu mu olay tamamen yavaşlayarak duruyor. bankanın tavrı net: “şifrenizin güvenliği sizin sorumluluğunuzdadır. bizler size cepmatik, şifrematik, vs gibi seçenekler sunarak güvenliğinizi maksimum düzeyde koruyoruz.” diyorlar. savundukları nokta bu. benim ise anlamadığım nokta şu: bir banka internet bankacılığı hizmetinin %100 güvenli olduğunu ispatlayamadığı sürece müşterisinin başına gelecek olaylardan sorumludur ve o hizmeti vermemelidir. aksi doğrultuda sorumluluk kabul etmiyorum şeklindeki bir yaklaşım benim nazarımda ciddiyetsizliktir. milyonlarca insanın para trafiğini takip edebilecek bir kadroya sahip bankalar, iki hesap arasındaki transferi nasıl takip edemez?
hali hazırda kayıplarını geri almaya uğraşan bunca insan varken, merak ediyorum bankalar gerçekten iyi hizmet verdiklerine inanarak işlerine nasıl devam ediyor? hayret doğrusu..

