Aylık Arşiv: Şubat 2008

28 Şubat 2008
çalışan memnuniyeti, artan iş performansı

son günlerde istanbul’un pek çok semtinde ve özellikle de sabah saatlerinde ücretsiz bir gazete dağıtılıyor. “gaste” isimi bu ücretsiz yayın, hepsi bir örnek turuncu önlük giymiş kişilerce vapura koşanlara, vapurdan inenlere, otobüs bekleyenlere, yoldan geçenlere hatta trafikte duran araçların içindeki insanlara (!) dahi ulaştırılıyor. ben şahsen ücretsiz verilen birşeyden iyi netice çıkmaz düşüncesinde bir insanım. [...]

15 Şubat 2008
viktor levi: r.i.p

sevgililer günü, tüm dünyada olduğu gibi türkiye’de de bir kez daha coşkuyla kutlandı! peluş ayıların (kızlar peluş ayı istermiş gibi!), kalpli yastıkların mutlak suretle kırmızı olan her nevi nesnenin vitrinleri süslediği, kırmızı güllerin elden ele dolaştığı bu günde, istanbul’un çeşitli mekanları da yaşlısınden gencine birçok çifte ev sahipliği yaptı.
biz de sevgili eloy bey ile bu [...]

15 Şubat 2008
lost severlere müjde

hollywood’da aylar boyu süren grevin bitmesiyle beraber birçok yapımcı rahat bir nefes aldı. zira milyonları peşinde sürükleyen birçok dizi grevden fena halde nasibini almıştı. dördüncü sezonu tam 8 ay boyunca bekleyen lost severler, yeni sezonda sadece 8 bölüm yayınlanacağını duyduğunda çok büyük hayal kırıklığına uğradı. yapımcıların açıklamasına göre, grevden önce yeni sezon için ancak 8 [...]

12 Şubat 2008
mail on sunday

mail on sunday tarafından yayınlanan reklam filmi, lotr kıvamında bir meydan savaşına dönmüş. pek de hoş olmuş. buyrun burdan yakın:
the battle

11 Şubat 2008
ancak yaşa-mış olanlar öl-ebilir…

“gider de -bırakabilirsin onu sen de: yaşamının anlamını zaten yitik saymamış mıydın, çoktan..
ama, onu bırakırsan ; o da dönmezse sana; yitirirsen onu, kapkara bir duman kaplar yaşamını: artık, gerçekten isteyebilirsin sonu, sonucu, sonunu -yokluğu..
senin ölçün – kendin için kullanacağın mihenk taşı- olacak o: ona layık olamazsan, hiçbirzaman hiçbirşeye yaramamışsın, demektir-
o zaman -öyleyse; öyle ise-, büzül-küçül; [...]

04 Şubat 2008
vurun kahpeye*

hürriyet gazetesi yazarlarından yılmaz özdil’in son derece çarpıcı bir yazısı* ilişti gözüme. forward maillerden hoşlanmasam da, okuduğunda aynı hissi yaşayacağına inandığım bir düzine insana ilettim bu yazıyı. ancak sonra, bu işin yalnızca mail ile değil, blog sayfası üzerinden daha geniş kitlelere ulaşabileceğini düşündüm. durumumuzun ne denli vahim olduğunu anlayabilmesini umduğum geniş kitlelere…

Vurun [...]

01 Şubat 2008
prison break nereye gidiyor?

ilk sezonunda, insanın aklını başından alacak derecede sürükleyici konusu ile ciddi bir izleyici kitlesi edinen prison break’te işler hiç de iyi gitmiyor. ikinci sezon itibariyle önemli derecede kan kaybeden dizi, kahramanımız scofield’in sona’ya düşmesi ve tancredi’nin de öldürülerek bizlere veda etmesi neticesinde iyiden iyiye can sıkmaya başlamıştı. üstüne hollywood grevi ve uzun süren bir ara [...]