prison break nereye gidiyor? | home | ancak yaşa-mış olanlar öl-ebilir…

February 4, 2008

vurun kahpeye*

hürriyet gazetesi yazarlarından yılmaz özdil’in son derece çarpıcı bir yazısı* ilişti gözüme. forward maillerden hoşlanmasam da, okuduğunda aynı hissi yaşayacağına inandığım bir düzine insana ilettim bu yazıyı. ancak sonra, bu işin yalnızca mail ile değil, blog sayfası üzerinden daha geniş kitlelere ulaşabileceğini düşündüm. durumumuzun ne denli vahim olduğunu anlayabilmesini umduğum geniş kitlelere…

Vurun kahpeye!
Dinci iktidarındaki turizm ülkesinin “Kültür Başkenti”ni gördünüz değil mi?

Avustralyalı kız, eczaneye sığındı.
Litvanyalı kız, pastaneye.
Alman kız, taksicilere.

Polise sığınan olmadı…
Çünkü polis, “PKK saldırmasın” diye, kızlara saldıranları koruyordu o sırada!

*

Geçen sene…
Bir Rus kızı, otobüs durağının üstüne tırmanmıştı; ahtapot gibi uzanan, yılışık, arsız ellerden kurtulmak için… Ayakkabısı çıkmıştı. Çorabını çekiyorl! ardı aşağıdan… Külotunu cep telefonuna kaydediyorlardı , o çığlık çığlığa yardım isterken.

Bir önceki sene…

Atv Haber’deydim. Hırvat kız, bizim kameramanlara sığınmıştı. Kazağı duruyordu ama, sütyeni yırtılmıştı, sütyeni.
Erkek arkadaşını yumruklamışlardı. Söyleyemedik tabii, “bıçaklanmadığına şükredin” diye… “Türkiye’yi unutmak istiyorum” demişti bize.

*

İzledik televizyonlarda. ..
Utanıyoruz.
Televizyonlarda izlemediğimiz için “utanmadığımız” haberler vereyim size.
3′üncü sayfalardan.

*

Tecavüz ederken yakalandı; tecavüz henüz gerçekleşmediği için “yarım kaldı” indirimi aldı.
Tecavüz edip, kameraya alan kişi, “eski sevgilisi” olduğu için, indir! im aldı.
“Tecavüzde ! bağırmıy orsa, rıza göstermiş sayılır” indirimi yapıldı.
Üvey kızına tecavüz eden baba, “kızın ruh sağlığı bozulmadığı için” indirim aldı.
Ormanda saldıran, ama astım krizi geçirdiği için tecavüzü başaramayan sapık, “orası ıssız bir yer, isteseydi yapabilirdi” indirimi aldı.
Tecavüz edip, hamile bıraktı; “zaten bakire değildi” indirimi aldı.
Tanımadığı birine saati soran eşini öldürdü, “cilve yaptı” indirimi aldı.
“Kot giyiyordu” indirimi aldı.
“Piercing takıyordu” indirimi aldı.
“Tayt giymişti” indirimi aldı.
Çantasında doğum kontrol hapı buldu, öldürdü, “tahrik” indirimi aldı.
Kadın programında “babam bana tecavüz etti” diyen kızını öldürdü, “babasını kamuoyunda rezil etti” indirimi verildi.
Mahkemeye takım elbiseyle gelen tecavüzcüye “iyi hal” indirimi yapıldı.

*

Ya yılbaşı rezaleti?
Salyalarıyla sırıtarak kızlara saldıranlar, 57′şer lira ödeyip, çıktı. Aramızdalar.. .
Otobüste. Vapurda. Tenhada.

*

Kadın olmak zor bu ülkede.
“Başı açıksa” daha zor.
Potansiyel namussuzsun!
“Örtün, kurtul” psikolojisi, giderek daha fazla hákim oluyor atmosfere…
Kadına yönelik suçlarda ceza indirimi yapılması, ses çıkarılmaması, göz yumulması, hatta bırakılması, ondan.

*

Taksim’e dönersek…
Bakıyorum o güruha…
Terör örgütü “bomba koymasın” diye o kadar çaba harcamasa mıydık acaba?
Ölü sayısı çok olurdu ama…
“Kaybımız” pek olmazdı galiba.

posted to içime dert olanlar @ 11:02 am

6 comments

  • At 12:34 pm on February 4, 2008, sirius commented:

    Bence bu olaylar kişilerin kendi ahlaksızlıklarına bağlı olaylardır. Dünyanın herhangi bir ülkesinde görülebilir.

    “Benim kötü olmam, hep babam yüzündendir” diye kendi iradesizliğini göremeyen bir çocuğun, yine aynı şekilde her kötü sonucu devlete, hükümete, milletine ve tuhaf ama ırkına bağlayan bütün kavramları karıştırmış bir şekilde suçu kendinde aramamasıdır. Üstelik bu insanlar türk olmayı da küçümserler. ilginç olansa başı açıklara kimse bişey demezken birden bire kendi korkularını salıvermeleridir.

    Suni gündemlerden rant elde etmeye çalışan küçük zihniyetlere inanmayınız efendim.

  • At 12:54 pm on February 4, 2008, jolené commented:

    dünyanın herhangi bir ülkesinde de görülebilir bu tip olaylar elbette ancak dünyanın “medeni”, adaletli” ve “hukuki” yönetimine sahip tüm ülkelerinde bu tür suçlar cezasız kalmamaktadır. özellikle kadınlara yönelik tacizlerin, cinayetlerin komik cezalarla örtpas edilmesini savunmuyorsunuz heralde, değil mi sirius? sizce, tacizcilere 57 milyon gibi komik bir ceza verip, onların “kolayca” işin içinden çıkmasına göz yuman bir devlet, doğruyu mu yapmaktadır? tacize uğrayan kişi sizin bir yakınınız olsa, yine gelip bu yorumu yapar mıydınız?

    sizin suni gündemler dediğiniz şey, bu ülkenin yüzkarası gerçekleridir.

    ve ben ülkemin, sırf kadın haklarını araştırıp bunu etrafına yaydığı için insanların ölüm cezasına çarptırıldığı afganistan’a dönüşmesini istemiyorum sirius! ben ülkemin, kadının saçı başı üzerinden kendine rant elde etmeye çalışan küçük zihniyetlerin eline kalmasını da istemiyorum. ben ülkemde hem erkeğe hem de kadına adalet istiyorum. dilerim siz de istiyorsunuzdur!

  • At 1:27 pm on February 4, 2008, nelis commented:

    sevgili Jolene çok hassas ve acı bi noktaya parmak basmıştır. Evet bu tür çirkin olaylar sadece bizim ülkemizde yaşanmıyor. Ama gelin görün ki diğer ülkeler de çok uzağımızda değiller. (Afganistan, iran, arabistan vs.) Bir insan evladı gidip kızına tecavüz ediyorsa, yada 6cm açıkta kalmış bir bacağa ağzı sulanarak hayaller kurarak bakıyorsa bu kişinin ahlaksızlığı yanı sıra onun eğitimsizliğinden de ileri gelmektedir. Ne yazık ki din kuralları adı altında birçok önemli bilgiyi günah sayarak öğrenmeden tartışmadan bastırmış durumdayız. Durum böyle olunca da bi karış bacak, örtünmemiş bi parça ten potansiyel tecavüz objesi haline gelmektedir. Bana göre her insan iyidir ama aile yapısı çevresi içinde bulunduğu sosyal yapı eğitim onu şekillendirir. Burda en önemli sebep eğitimsizlik. Değil 100 milyarlarca ceza yada meydanda salallan bir kelle bile bunun önüne geçemez.

  • At 2:17 pm on February 4, 2008, sirius commented:

    Elbetteki o olaydaki ceza çok komiktir ama başta hangi hükümet olursa olsun o ceza aynı ceza olmayacak mıydı? Suçu üzerimizden atmak istersek elbetteki hep başkalarını bulabiliriz. Bakın; yazıda ortada bütünü oluşturmaya çalışılan, zamanları, kişileri farklı olaylar verilmiş. şimdi özgür bir irade ile herkesin iyiliğini düşünen insanlar ne yaparlar? Siz bir şekilde kapalı insanlar özgürlüklerine kavuştuğunda belki de dışlanıp hor görülmekten ki bu yazının yazarı da “vurun kahpeye” diyerek aynı şeyden bahsetmiş, bunlardan çekiniyor olabilirsiniz. Peki şimdiki hal ve durum kapalı olan insanların dışlanıp hor görülmesi değil midir? Siz “medeni” , “adalateli” hukuki” yönetimden bahsetmişsiniz, peki içinde beyin olan bir kafanın sırf şekil olarak kapalı tutulduğu için dışlanması, hor görülmesi, beyinsiz sayılmasına neden göz yumuyorsunuz?

    Bir erkek olarak kadınların en çok birbirlerine zarar verdiklerini düşünüyorum. Yani her bakımdan ilim irfan yolunda insanlar olmayı hedefleyecekken, neden birbirimizi “sen kırmızısın” “sen siyahsın” “senin çorabın beyaz” diye kategorilere sokup elimizdeki iyi şeyleri kaçıralım?

    Bakın ben çok açık bayan tanıyorum, kimisi kendisini geliştirmiş kimisi kendine dönmüş kendi bildiği gibi yaşıyor. İyisi de var kötüsü de. Aynen, kapalı olan bayanların da iyisi de vardır kötüsü de. Ben diyorum ki neden insanlar istediği biçimde yaşamasın? sizin kendi adınıza bahsettiğiniz özgürlüğün sınırları varsa bu özgürlük müdür? Ben de herkes adına adalet istiyorum. Kendi hür iradesiyle bir şeyler yapmaya çalışan ister başını kapatsın ister açsın bu ülkeye hizmet eden herkese adalet istiyorum.

    Ayrıca, ülkenin kötü bildiğimiz diğer ülkelere dönüşür mü yaygarası bir oyalamacadır. Buna kim izin verir ki? Üstelik ülke bir başörtüsüyle geriye gidecekse o ülke daha hiç yol almamış demek değil midir?

  • At 3:16 pm on February 4, 2008, jolené commented:

    sirius,

    bence yılmaz özdil’in yazdığı türk kadınının türk kanunları gereği yeterince korunmuyor oluşuna temas ediyor. yazının sonunu iyi okumak lazım; türkiye’de kadın olmak zaten zor, eğer başın açıksa “daha da” zor. yani kapalı olan türk kadınlarının da işi zor. bir ayırım yok. ancak şu var: başı kapalı olan - ya da türbanlı diyelim zira her başı kapalıya türbanlı demek çok büyük yanlıştır - kadınlar, bir şekilde namus meselesini legalize ediyorlar. genel inanış bu. sen eğer başını açmışsan, kısa etek giymişsen, ya da kadınlığını belli edecek herhangi bir uzuvun bir parçası dahi dışarı kalmışsa, yani “teşhir” ediliyorsa, başına geleceklerden sorumlusundur. çünkü gösteriyorsundur ve bunun karşılığında tecavüze uğruyorsan, parmaklanıyorsan, sözle tacize uğruyorsan bunu “hakediyorsundur.”

    kapalı kadınların bu konuda bir sıkıntısı olabilir mi? olamaz. neden? görünürde birşey yok çünkü. değil mi? yani bu durumda türbanlı bir kadın olur da tecavüze uğrarsa, uğruna savaşılacak bir malzeme olur. bu, onun haketmemiş olduğu bir saldırıdır. bir başka deyişle iyi hal indirimi filan olmaz?

    türbanlı kadın “potansiyel” sahibi değildir. iyi aile kızıdır. namusludur. eline erkek eli değmemiştir. bakiredir. ama başı açık kadın; hele ki yılbaşı gecesi taksim gibi bir yerde eğleniyorsa, aranıyordur. değil mi? genel inanış bu yönde. başı açıkça, cinsel açıdan potansiyel taşıyordur. yani, olasılık açısından bakarsak - cinsel tecrübeye açıktır. eh hal böyleyken, azıcık da sen mıncırmışsın bir tarafını ne olmuş? bu senin hakkındır. değil mi?

    eh kanunlarımız da bu tür olaylarda kadının hakkını savunmuyorsa ne olacak? yılmaz özdil’in dediği gibi, örtünürse bu tür olasılıklardan kurtulacak kadın. kapanıp namusunu kurtaracak. ben kendimi korumak için kapanmak durumunda ve hatta hatta böyle bir hisse kapılma durumunda kalmak zorunda mıyım peki? kanunlar güçlendirilsin. doğru olan bunun yapılmasıdır. kanunu da kalkıp ben mi güçlendireceğim peki? devletin başında kim varsa o yapacak bunu. onun da görevi bu olmalıdır.

    bence yılmaz özdil’in yazısıyla anlatmaya çalıştığı buydu. yoksa türban iyidir kötüdürün tartışması değildir burada yapılan.

  • At 12:59 pm on February 11, 2008, tara commented:

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Have your say:

XHTML allowed: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>





prison break nereye gidiyor? | home | ancak yaşa-mış olanlar öl-ebilir…