iş bulma sanatı | home | the rip: portishead vs radiohead
June 10, 2008
previously on sex and the city
1998-2004 yılları arasında tüm dünyada, özellikle de bayanlar arasında en fazla izlenen dizilerin başında gelen sex and the city, aradan geçen 4 yıl sonunda sinema filmi olarak karşımıza çıkmış bulunuyor. dizinin tüm sezonlarını benim gibi takip etmiş olanlarınız da bileceği gibi, dizi 22 şubat 2004′te ‘an american girl in paris: part deux‘ isimli muhteşem bir final ile bitmişti ancak yapımcılar paraya doymamış olacak ki aslında gayet de mutlu sonla bitmiş bir diziyi geçmişin tozlu raflarından çıkarmak suretiyle bir kez daha önümüze koydular. açıkçası çok da şikayetçi değilim zira sex and the city en çok sevdiğim diziler arasında değişmez bir yere sahip. geli görün ki başroldeki dört hatunun (hatta yan rollerdekilerin de!) inanılmaz derecede yaşlandığını, buruştuğunu ve şişmanladığını görmek, 30′lu yaşlara hızla yaklaşan bünyeme pek de iyi gelmedi!

mr. big - bilinmeyen ancak artık öğrendiğimiz ismiyle john james preston, yaşlanmış olmasına rağmen halen çok yakışıklı görünüyordu. lakin carrie’ye atmış olduğu son dakika golü nedeniyle kendisine halen bir miktar kızgınım!
samantha; aradığı (belki de aramadığı) mutluluğu bulduğu genç sevgilisi (ki artık o da yaşlı!) sayesinde haddinden fazla evcilleşmiş olsa da iç gıcıklayıcı kapı komşusu nedeniyle önceliklerini bir kez daha gözden geçirmeye karar verdi. dizideki tüm diğer bayan oyunculardan (enid hariç) yaş itibariyle daha büyük olan samantha da zamana yeni düşmüş görünüyor. zira özellikle bel ve kalça bölgesinde toplanmış yağlarını görmedim sanmasın!
charlotte; eskiden olduğu gibi saf ve heyecanlı hali devam etse de istem dışı kahkahaların başlıca sebebi olmuştur. hamile kaldığını öğrendiğinde, başına kötü birşey gelecek korkusuyla tedirginlik yaşamış olsa da başına gelebilecek en kötü şey zaten gelmiştir. (hadi spoiler olmasın gidin izleyin hadi)
carrie; dizinin baş karakteri, çarpık bacaklı ve yaşına rağmen incecik olan hanım kızımız tipik bir türk yaklaşımı ile hali hazırda mutlu mesut süregiden beraberliğini evlilikle neticelendirmeye karar verince olanlar oldu. tasarım şahanesi (?) gelinliği ve kafasındaki tüy (pardon kuşmuş) ile dımdızlak ortada kalmasını anladık hadi (!) de sana bunu yapan adamı nasıl affedersin be kadın!?

1 comment
RSS feed for comments on this post. TrackBack URI
At 10:08 pm on June 13, 2008, cisday.org trackbacked:
Bir film eleştirisi…
Bir şeyi yoktan var etmiyorlar. Kadınlar var, sevişiyorlar, birileriyle yatıp kalkıyorlar, alış veriş yapıyorlar. Pek bişi yok yani.
……