Rock’n Coke ardından

Rock’n Coke dendiğinde her ne kadar 2005 yılını özlemle ansam da hala “genç” olduğumu kendime ispat etmek istercesine gittim festivale. Gittim dediğime de bakmayın, ancak Pazar günü saat 6 itibariyle oradaydım. Murat Kaya sağolsun bizzat gelip aldı evin önünden. Yoksa samimiyetle söylemeliyim ki çok üşenirdim gitmeye. Huyum kurusun. Neyse efendim festival alanına – İstanbul Park – bir ay kadar önce farklı bir etkinlik – Formula 1 – için gitmiştim ama bu defa tam bir karnaval havası vardı. Bence İstanbul Park, bu organizasyon için en doğru adres olmuş!

Rock N Coke 09

Oldukça geç gitmemden ötürü pek çok performansı kaçırmış olduğum için müzikten ziyade etrafta olan biten – zatalimi dumurdan dumura sürükleyen/sevindiren – hadiselerden bahsedeyim :)

Öncelikle Coca Cola’yı (ve elbette ki sevgili Devletşah‘ı) tebrik etmek gerek; zira organizasyon öncesinde ve esnasında blog yazarlarına sağladıkları ayrıcalıklar şahsımı son derece mutlu etti. Büyük bir keyifle boynumuza astığımız VIB (Very Important Blogger) passleri son derece güzel düşünülmüş bir jestti.

burcu

İş bu VIB sayesinde yüzümü güldüren ilk olay, bira kuyruğunda beklerken 17-18 yaşlarında genç bir delikanlının usulca yanımıza yaklaşıp “Beni Linkin Park ile tanıştırır mısınız?” demesi oldu. “Öyle bir yetkimiz yok” diye izah etmeye çalışırken arkamızdaki insanların pür dikkat dinleyişini (varsa bir olay hemen dahil olalım ifadesi ile) kaçırdım zannetmeyin :)

Yemek çeşitleri konusunda benden tam puan alan Rock’n Coke, tuvaletlerin durumu nedeniyle sınıfta kaldı. Yaklaşık 20 dakikalık tuvalet sırası bekleyişim esnasında birkaç kez erkekler tuvaletine mi girsem diye düşünmedim değil. Zira müthiş bir hız ve sirkülasyon vardı. İmrendim doğrusu. Ben böyle melül melül erkeklerden tuvaletinden yana bakarken sıradaki kızlardan biri gayet rahat bir şekilde içeri dalıp şaşkın (ve mutlu??) bakışlar arasında işini görüp çıktı. O çıktıktan sonra ben yaklaşık 10 dakika daha bekledim. Ben çıktığımda sıra aynı uzunluğunda duruyordu. Erkekler ise dışarıda doğumhane önündeymiş gibi ya bir kenarda beklemekten sıkılıp oturmuş, ya da bir aşağı bir yukarı yürür durumdaydı :)

Yemek demişken atlamayayım; mutlu mesut beslenirken nereden geldiğini anlamadığım devasa çekirge önümdeki adamın koluna zıpladığında kendimi ne tarafa atacağımı şaşırdım. O çekirge daha sonra sırasıyla rastalı bir gencin kafasına, yemeklerin ortasında ve en nihayetinde sanıyorum ki ebedi yolculuğuna doğru bir amcanın ayakkabısının altına seyahat etti.

Gelelim gecenin bombasına! Vakti zamanında hepimiz taşkınlıklar çılgınlıklar aykırılıklar mutlaka ki yaptık. Amma velakin böylesini daha önce ne gördüm ne duydum. Linkin Park‘ın sahne almasıyla beraber hemen yanıbaşımızda kendin geçercesine hoplayıp zıplayan bir kız grubu arasında bir tanesi vardı ki gördüğümde neye uğradığımı şaşırdım. vücudunun muhtelif yerlerindeki dövmelere bakarken, eray’ın da dürtelemesiyle farkettiğim yaklaşık 10 cm büyüklüğündeki dövme, dejenerasyonda gelinen son noktanın apaçık kanıtıydı. Medeniyetten nasibini alamamış kıroların, sokak duvar ve yerlerine çizdiğine daha önce bin defa şahit olduğum erkek uzuvu bu hanım kızın(!!)  sırtında bir dövme formunda yer alıyordu. Acaba yanlış mı gördüm diye kızın etrafında bir kaç tur atınca, gözlerime inanamadım. Dövme gerçekti. Allah akıl fikir versin diyip kızın ailesine selam ettim içimden. Marjinal olmanın ölçüsünü bu denli kaçıran bir evlat sahibi olmak hakikaten zor iş olsa gerek.

Linkin Park‘ın muhteşem konseri ardından otoparka doğru ilerlerken, hep beraber yürüyen yaklaşık 1000′e yakın insan güruhu içinde kendimi nedense 28 Days Later‘da bir sahnede gibi hissettim. Görevlilerin ikazına rağmen, otoparka gidecek otobüslere – ki  otobüslerin içi hakikaten tıklım tepişti – binmeyip yürümeyi tercih eden onca insan ile beraber yaklaşık 15 dakikalık yolu aşıp da otoparka vardığımda artık gücüm tükenmişti ama güzel bir gün geçirmiş olmanın mutluluğu içinde pek de oralı olmadım.

Saat 2 gibi yatağıma yattığımda keşke yarın tatil olsa diye geçirdim içimden, ancak bu satırları size ofis bilgisayarımdan yazdığımı belirtmeme gerek yok sanırım :)

Yorum yazabilir ya da geri beslemede bulunabilirsiniz.
seperator

5 yorum

  1. 20 Temmuz 2009 19:39 | Bağlantı

    tükenmez kalemle çizilmiş, muzur bir uzuv gibiydi o. ama o mesafeden tam emin olamadım. belki dövmeli arkadaş yazıyı okur da aydınlatır bizi :)

  2. 20 Temmuz 2009 19:58 | Bağlantı

    2 gün oradaydım… gerçekten enfesti… daha önce toprak-yağmur ve nihayetinde çamur durumunun olmaması bile başlı başına bir artı… seneye daha eğlenceli inşallah…

  3. 22 Temmuz 2009 17:03 | Bağlantı

    rock’n coke’a gidememiş olmaktan çok bizim tayfanın tam tekmil orda olmasına yandım. hayır hayır, kıskandım. :S

  4. 22 Temmuz 2009 21:28 | Bağlantı

    rock^n coke sponsorları arasında bu sene exi26 yoktu sanırsam… o zamanlar uzaktan daha iyi takip ediyordum.
    Daha erken tarihte ve farklı yerde olması da iyi olmuş. Önceden uçak pistiydi şimdi araba pisti oldu. :D
    Son paragrafta ertesi günün tatil olmamasından yakınmışsınız; böyle durumlar benim başıma da geliyor fakat ben tatil ilan ediyorum o ayrı.

  5. 22 Temmuz 2009 21:51 | Bağlantı

    görüp görülebilecek en rezil rocn’n coke olması muhtemel etkinlikti.
    özellikle ana sahnedeki ses sistemi gerçekden kötüydü performans olarak janelle monae nun performansı inanılmazdı.

Yorum yapın

E-posta adresiniz asla üçüncü kişilerle paylaşılmayacaktır. Gerekli *

*
*