Ezgi’nin yuvaya alışma süreci

Ağustos ayı geldi de geçiyor, hatta sonbaharın ayak seslerini yavaştan duymaya başladık. Zamanın bu kadar hızlı geçtiğine inanamıyorum. Tıpkı çocuklarımızın yuva çağının gelmesine inanamadığım gibi; “Ohoo daha çok var o günlere” dediğimiz günleri yaşıyoruz şimdi. Ezgi hangi ara bu kadar büyüdü, hangi ara yuvaya gitme yaşı geldi. İnanın hiç bilmiyorum 🙂

Taşınmamıza eşlik eden süreçte, benim için taşınmaktan daha kritik bir konu vardı; Ezgi’nin hangi yuvaya gideceği. Birkaç ay öncesine kadar bu soru pek de meşgul etmiyordu zihnimi zira bir seçim yapmış, Ezgi’yi evimize de çok yakın olan Harika Park’a göndermeye karar vermiştik. Fakat ne zaman ki taşındık, bütün planlar alt üst oldu ve ben kendimi yine yuva arar halde buldum 🙂

Ark_Anaokulu

Yuva seçimi

“En güzel yuva, eve yakın yuva” fikrinden yola çıkarak Ezgi’yi Ark Anaokulları‘na göndermeye karar verdik. Ark Anaokulları, Kemerburgaz’da da şubesi olan, internette araştırdığım kadarıyla olumlu yorumlar alan bir yuvaydı. Öğretmenlerinin sıcaklığı ve samimiyeti, yuvanın iki katlı bir binada olması ve hepsinden önemlisi çocukların rahatça koşup oynayacakları kocaman bahçesi ile gönlümüzü fethetmişti 🙂

Yuvaya_Başlama_Zamanı

Yuvaya hazırlık süreci

Gelelim Ezgi’nin – ve benim – yuvaya alışma sürecine ve bu süreçte yaşadıklarımıza. Haziran sonuna doğru, Ark’ın yaz dönemi için açtığı sınıfa başlayan Ezgi kuşum, Temmuz itibariyle 36. ayını dolduracaktı. Daha önce birkaç kez ebeveynli oyun atölyelerine katılmıştık fakat yuvaya başlamak bambaşka birşeydi. Eylül öncesinde gideceği bu yaz okulunun, özellikle alışma sürecinde bize faydası olacağına inanıyordum ve nitekim öyle de oldu.

Yuvaya başlamasından kısa süre önce, Ezgi’nin “okul” fikrine aşina olup alışabilmesi adına içinde “yuva” kavramı olan kitaplar okumaya ve Lego’nun anaokulu temalı oyuncaklarıyla oynamaya başlamıştık. Her ikisinin faydasını gördüğümüzü söylemem lazım. Özellikle de kitap okumanın 🙂

Kitapları okurken, ben de bir yandan kendimi alıştırmaya çalışıyordum sürece çünkü hazırlık yapmak çocuk için olduğu kadar anne (babalar?) için de gerekliydi aslında. Ezgi’nin benden uzakta zaman geçirecek olması, kendi sosyal yaşantısının başlayacağı gerçeği ve aşama aşama bireyselleşeceği düşüncesi beni mutlu ediyordu etmesine ama bir yandan da huzursuzdum ne yalan söyleyeyim.

Yuvaya alışma süreci

Yuvaya başladığı o ilk günü düşünüyorum da şimdi, hangimiz daha heyecanlıydı acaba? :)) Cevabını tahmin ettiğiniz gibi bendeniz, elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemez bir haldeydim. O ilk sabah eşimle ile birlikte götürmüştük Ezgi’yi yuvaya. Eray bir süre sonra yanımızdan ayrıldı fakat sanıyorum ki ben hala orada onunla birlikte olduğum için onun gidişine fazla tepki göstermedi. Haziran sonu başlayan serüvenimiz, bir kaç gün kadar gayet güzel geçti. Ezgi yuvaya gitmekten memnun görünüyordu. Ben de onun yanındaydım, ortalık süt limandı yani 🙂

Yuvaya_Başlama_Zamanı02

Gelin görün ki sütlü limanımız kısa süre içinde dalgalanmaya ve mutlu gülücüklerin yerini sert itirazlar almaya başladı. Planımız şöyleydi; Ezgi haftaiçi her gün öğlene kadar yuvaya gidecekti. İlk hafta ben ayrı bir odada onu bekliyordum. İkinci haftanın sonuna doğru, Ezgi’nin yanından yavaş yavaş uzaklaşmaya ve yakındaki bir cafe’ye gidip oturmaya başlamıştım. Bu kısa süreli “ortadan kayboluşlarımın” çok da sorun yaratmadığını düşünürken, bir sabah birden bire başlayan “BEN OKULA GİTMEK İSTEMİYORUMAHÜHÜH” krizleriyle karşılaşınca, birşeylerin yolunda gitmediğini anladım. Belli ki bir yerde hata yapıyorduk. Ama nerede?

Bu süreçte telefonda en çok konuştuğum kişi şüphesiz ki Eray’dı. Bir yandan onunla konuşuyor, bir yandan dert yanıyordum: Bu ortadan kayboluşlarımın hiç birinde Ezgi’ye hoşçakal diyemediğimi, oldu bittiye gelen anlarla bir nevi “kaçarak” olay mahalini terkettiğimi söyledim. Açıkçası bu bizim alışık olmadığımız bir durumdu ve dolayısıyla içime kesinlikle sinmiyor, mutlaka veda etmem gerektiğini düşünüyordum. Yuvanın bakış açısı ise biraz daha farklıydı; onlar süreci uzatmanın faydadan çok zarar getireceğini düşünüyorlardı. Çok uzatmadan hızlıca ayrılmanın, çocuğun uyum sağlama sürecini hızlandıracağını deneyimlemişlerdi. Tabi ki her çocuk için durum farklıydı, fakat ben de kendi oğlumu tanıyordum; bugüne kadar – anlamayacağını düşünsek bile – ona herşeyi anlatmış ve açıklamıştık. “İşte!” dedim telefonda Eray’a; “Hata yaptığımız yer burası işte, hoşçakal demeden ayrılıyorum okuldan. Oysa ki geri döneceğimizi ve onu yuvadan alacağımızı mutlaka bilmesi gerek.”

Çözüm

Sonraki birkaç gün boyunca her akşam Ezgi’yi karşımıza alıp onunla konuşmaya başladık. “Ezgi yarın ne yapacak?” diye soruyor “Yuvaya gidecek” cevabını aldığımızda da devam ediyorduk: “Peki baba ne yapacak?, “İşe gidecek.”, “Anne ne yapacak?”, “O da işe gidecek.”, “Akşam nerede buluşacağız?”, “Evimizde!”. Bıkmadan usanmadan bir hafta boyunca bu ritüeli devam ettirdik. Ve size birşey söyleyeyim; kesinlikle işe yaradı! Ezgi’yi her sabah okula bırakıyor, onunla mutlaka vedalaşıyor ve öyle dönüyordum eve. Birinci ayın sonunda Ezgi sakinleşmiş, herhangi bir arıza çıkartmamaya ve hatta bana güle oynaya hoşçakal demeye başlamıştı.

Ez cümle; kim ne derse desin, doğru bildiğiniz yoldan şaşmayın 🙂

Yuvaya_Başlama_Zamanı03

Nihayetinde birinci ayımızı başarıyla tamamlamıştık! Ezgi’nin keyfi yerinde, yuvaya gidip gelmeye devam ediyordu. Herşey gayet yolundaydı, öğretmeni ile neredeyse her gün konuşuyor ve Ezgi’nin neler yaptığını konuşuyorduk. “Yuvada daha uzun kalmaya hazır gibi görünüyor” yorumu karşısında bir deneme yapmaya karar verdik. Ağustos ayının ilk haftası, Ezgi her gün aşamalı olarak daha uzun kalmaya başladı yuvada. İkinci hafta başladığında artık emindik; Ezgi yuvaya tam zamanlı gitmeye artık hazırdı. Ben bu satırları yazarken, Ezgi sabah 9’dan akşam üstü 4’e kadar yuvada artık 🙂

Eray ve ben, ara sıra annelik/babalık hislerimize yenik düşüp, Ezgi’nin hala çok küçük olduğunu söylesek de, yuvanın olumlu etkilerini göz ardı edemeyiz. Karşımda çok daha özgüvenli, çok daha girişken bir çocuk var artık. Alışık olmadığımız ifadeler duymaya başladık birden, önceden bilmediği bilse de söylemediği şarkılar söylemeye başladı avaz avaz, biberon çıktı hayatımızdan mesela, yerine bardak girdi bir de 🙂 Kısmetse tuvalet eğitimini de tamamlarsak değmeyin keyfime! 🙂

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

Bir Cevap Yazın