Haftasonu notları

Pek de keyifli geçmeyen günlerin ardından biraz hava değişimi ihtiyacıyla yola çıktığımızda adresimiz Sapanca’ydı. İstanbul’a en yakın kaçış noktalarından biri olan Sapanca’nın, Eray’la birlikteliğimizin başlangıcına da şahitlik ettiğinden olsa gerek, kalbimdeki yeri ayrıdır.

Son 40 dakikasında uykuya yenik düşen Ezgi’yle beraber yaklaşık 1.5 saatlik araba yolculuğu sonunda Sapanca’ya vardığımızda sıcak ama rüzgarlı bir hava karşıladı bizi. İstanbul’un cehennem sıcaklarından sonra bu esintinin ne kadar iyi geldiğini anlatamam.

Sapanca 01

Çok yakın arkadaşlarımızın Kanada’ya göçü öncesinde planladığımız bu günü birlik gezinin ilk durağı Natürköy’dü. Sabah kahvaltısı için burada buluştuk fakat bana sorarsanız eğer o tarafa kahvaltıya gidecekseniz Natürköy yerine kesinlikle İstanbuldere’yi tercih etmelisiniz.

Kahvaltı sonrası benim çok sevdiğim başka bir mekan olan Bacce‘ye geçtik. Gölün hemen kıyısındaki bu restoran, ağaçlar altındaki masaları ve kocaman yemyeşil bahçesiyle bilhassa çocuklu aileler için muhteşem bir yer. Çoluk çocuktan uzakta kalmak isterseniz sazlıklar arasında uzayıp giden bir iskelesi, iskelenin hemen ucunda da bir çardağı var.

Sapanca 02

Sapanca 03

Ezgi’nin denizle ilgili çekimserliğinden şurada bahsetmiştim. Günler boyu sadece havuz kenarında oynamış olduğundan, Bacce’de de gölün kıyısından ziyade bahçe tarafını tercih eder diye düşünmüştüm. Yanılmışım! Hiç abartmıyorum saatlerce kendi başına oynadı, yosunların arasından çıkarıp topladığı taşları minicik ellerine sığıştırmaya çalıştı ve tek tek tadına baktı 🙂

Sapanca 04

Sapanca 05

Hava iyiden iyiye kapayıp güneş bize veda edince, üstüne de rüzgar çıkınca bahçede koşturmanın vakti gelmişti artık. Babalar ve oğulları top peşinde koşarken benim minik oğlum, Mothercare poşetinden bozma uçurtmasını uçurma peşindeydi. Sonrası mı? Sonrası videoda! 🙂

Sapanca 06

Bir Cevap Yazın