Kaya Artemis Hotel’de 3 yaşında çocukla tatil

Herkese merhaba! “Nihayet!” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da. Uzun uzun yazıp sizleri sıkmak istemem fakat aylar sonunda oturup da iki satır yazabiliyor olabilmenin mutluluğunu tarif edemem sizlere 🙂 Bir nevi eve dönüş yazısı olacak bu benim için!! Evet, nerede kalmıştık? Tatil! Hem de 3 yaşında çocukla tatil! Kaya Artemis Hotel‘de geçirdiğimiz tatili anlatacağım sizlere. Burada “3 yaşında” kısmının altını kırmızı kalemle kalın kalın çizmem gerekir – nedenini tahmin edebilirsiniz ama ilerleyen satırlarda daha detaylı anlatacağım 🙂

Şimdi tatilden birkaç gün evveline dönüyor ve oradan başlıyorum anlatmaya. Çünkü bizim için kırılma noktası tam da o günlere denk geliyor..

Ezgi hastalandı

Cumartesi sabahı için hazırlıklarımız tam gaz devam ederken Ezgi birdenbire ateşlendi. Ateşi bir türlü düşüremeyince kendimizi Florance Nightingale acilinde bulduk. Yapılan testler sonucunda boğaz enfeksiyonu teşhisi ve elimizde koca bir şişe Augmentin ile eve döndük. Ertesi sabah, ayaklarında beliren kızarıklıklar dikkatimi çekti ve hemen doktoruna mesaj attım. Aldığım cevap karşısında beynimden vurulmuşa döndüm! Ezgi, el ayak ağız hastalığına yakalanmıştı ve geçmesi için beklemekten başka yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu..

Tatile gidip gitmemek konusunda büyük tereddüt yaşıyordum; Ezgi’nin huysuzluğu tavan yapmıştı, hastalık bulaşıcıydı ve biz Kıbrıs’a gidecektik.. Doktorumuzun “deniz suyu iyi gelir” vaadine güvenerek kararımızı verdik ve yola çıktık. Koca adada elbet bir hastane vardı (vardı, değil mi?) acil durumda gidebileceğimiz. Oysa içim kesinlikle rahat değildi. Şimdi düşünüyorum da nasıl cesaret edebilmişim bu işe, hayret ediyorum!

Kıbrıs'a doğru

Zorlu bir uçuş ve yüreğimizi ağzımıza getiren bir iniş sonrasında, Kıbrıs’ın 45 derece sıcağı nasıl da iyi gelmişti. Önceden haber vermemize rağmen ETS‘nin transfer aracını bir türlü getirememesi neticesinde Gül Ailesi ile aynı araca binmek durumunda kaldık. Ezgi’nin hastalığı Güneş’e de geçer mi korkusu ile yenmedik tırnağım kalmadı. Teşekkürler ETS!

Kaya Artemis Hotel lobi

En nihayetinde otelimize; Kaya Artemis Hotel‘e varmıştık. Artemis Tapınağı’ndan ilham alınarak inşa edilmiş bu otel, devasa bir alana konumlanmış inanılmaz büyüklükte bir tesisti. Otelde yaklaşık 730 oda bulunuyordu ve biz daha önceki tecrübelerimizden yola çıkarak ana binada değil, bahçe katındaki tatil köyü odalarında kalmak istemiştik. “Ana binada kim kalmak ister ki? Her yere uzak burası!” sorumuzu “Tabi ki Casino için gelenler!” diyerek kendi kendimize yanıtlamış olmaktan gurur duyuyoruz :)) Çünkü evet, Kıbrıs’a gelinmesinin haklı bir gerekçesi vardı mutlaka!

Kaya Artemis Hotel Havuz

Kaya Artemis Hotel Bahçe

Ezgi Burcu Eray

Gelin görün ki mimarisinden ziyade turkuaz rengi denizi nedeniyle bizi cezbetmişti. Gerçekten de; o nasıl muhteşem bir denizdi? O nasıl harika bir plajdı? Neredeyse el değmemiş diyebileceğim, göz alabildiğine uzanan harika bir kumsal, harika bir plaj ve pırıl pırıl bir deniz! (Misal şu an AŞIRI derece özlüyorum o denizi)

Kaya Artemis Hotel Plaj

Kaya Artemis Hotel İskele

Can

Fakat sonra düşünüyorum; başka neyi özlüyorum diye ve pek de birşey bulamıyorum. Neden biliyor musunuz sevgili okuyucu? Çünkü 3 yaş! Siz siz olun, sakın 3 yaşında bir çocukla tatile çıkmayın. Hastalıktan mıydı yoksa 3 yaş delirmeleri mi başlamıştı hiç bilemiyorum ama tanıdığım o tatlı Ezgi gitmiş, yerine dünyanın en inatçı, en kaprisli, herşeye ağlayan çocuğu gelmişti. Sinirlerimiz iyice gerilmiş ve artık delirmemize ramak kalmıştı. Eray ve ben çaresizlik içindeydik; tatil henüz yeni başlamıştı fakat biz şimdiden bitmesini resmen iple çekiyorduk!

Ezgi

İlk iki gün, Ezgi’nin hastalığı nedeniyle köşe kapmaca oynadığımız Gül Ailesi ile üçüncü gün itibariyle kavuşmuştuk. Mutluyduk. Mutluluğumuz gözlerimize bile yansımıştı. Ezgi’nin inadı devam ediyor olsa da, bizi bir nebze olsun kurtaran aslan Fatih amcamız vardı çünkü! Dördüncü gün sonunda Birsay Ailesi’nin de katılımı ile ekip büyümüştü. Bir noktada sıcaktan delirmiş olan bebelerimizi sakinleştirecek tam 3 kişi vardı! Yani Can, Eray ve Fatih 😛

Biz hepimiz

Bu arada Ezgi’nin sakinleştiği ve mutlu olduğu tek yer kumdu diyebilirim. Evladımın içindeki o bitmek tükenmeyen inşaat aşkının etkisinden de olacak ki bıraksak günlerce, haftalarca kazacaktı plajdaki kumları. Şansımıza bu defa denizi de çok sevdi ve sudan çıkmamak için elindeki tüm kozları kullandı (şair burada kibarca “inat etti” demek istiyor..) Koz demişken; Kaya Artemis’in bana sorarsanız en büyük kozu plajı ve deniziydi. İnanılmaz sakin, inanılmaz dingin ve en önemlisi de inanılmaz sığ bir denizi vardı. Sahili kaplayan incecik kumu ve bacak hizasını geçmeyen denizi; bilhassa çocuklu aileler için büyük bir avantajdı; biçilmiş kaftandı hatta. Hele de çocukları yüzmeyi öğrenmiş aileler ekstra şanslıydı, neden çünkü gelsin kahveler, gelsin çaylar ve gelsin biralar!

Kerem ve Ezgi kumda

Güneş ve Ezgi

Anımsayanlarınız olacaktır, geçtiğimiz yıl yaz tatilimizi Voyage Sorgun‘da yapmıştık. O nedenle ister istemez bu iki oteli birbiri ile kıyaslamaya eğilimliyim. Öncelikle eğer çocuğunuz 3 yaşındaysa, zaten tatile gitmeyin :)) Yok ben kaşınıyorum illa gideceğim diyeniniz varsa buyrun iki otelin karşılaştırmasına:

Kaya Artemis Hotel

Kaya Artemis, bebek dostu bir otel değil herşeyden önce. Özellikle 1 yaş altında bir bebeğiniz varsa bu oteli tercih etmeniz biraz anlamsız olabilir. Neden derseniz; öncelikle odalara telsiz, biberon ısıtıcı, kettle gibi hayat kurtarıcı cihazlar verilmiyor. Eğer geceleri geç saate kadar ayakta duran bir bebeğiniz/çocuğunuz yoksa, onun yattığı saatte odanıza çekilmekten başka çareniz kalmıyor. Telsiz olsa en azından yan odadaki arkadaşlarınızın yanına geçebilir veya odalarınızın hemen önündeki bahçeye inebilirsiniz. Biberon ısıtıcı (veya kettle) ise kesinlikle gerekli birşey zira gecenin bir vakti uyanan bebeklere (emzirmiyorsanız elbette) sütü ne şekilde verebileceğiniz bir muamma. Katı gıdalara geçiş yapmış bebekler için de mutfaklarını yeterli bulmadım. Diyet büfesi adı altında haşlanmış sebzeler bulmak mümkündü evet ama seçenekler kısıtlıydı ve en basitinden bir blender göremedim ortalıkta.

Oteli gömmüşüm gibi algılanmasın 🙂 Kesinlikle avantaj sağlayan unsurları da vardı zira. Elbette önceliği harika plajına ve denizine vermeliyim. Sabah saatlerinde görece soğuk, öğleden sonra ise oldukça sıcak bir denizi var Kıbrıs’ın. Ben kendim epey üşüyen bir insan olduğumdan Ezgi’yi hep öğleden sonra soktum denize. Denizde hiç dalga olmaması, kumlu zemini ve bacak boyunu geçmeyen sığlığı çocukların tedirgin olmamasını sağlıyor. İnanın bana bu büyük bir avantaj 🙂 Denizde olmadıkları zamanlarda da kumla oynamaları da ailelerin biraz olsun nefes alabilmelerini sağlıyor. Biz 3 aile olduğumuz için işimiz ekstra kolaydı diyebilirim. Çocuklarımızın erkek olması sebebiyle de kumdan kaleleri yapma işi babalara düştüğünden hanımlar olarak baya rahat ettiğimizi söylemem gerek 😀

Gelelim otelin devasa boyutta diyebileceğim Mini Club’ına. Sadece 4 yaş üstü çocukları kabul etmelerinden mütevellit  ne yazık ki faydalanamadık nimetlerinden. Fakat dışarıdan gördüğüm kadarıyla bile (hem kapalı alanı hem de kaydıraklı havuz bölümü) beni epeyce etkilediğini söylemem gerekir. Özellikle daha büyük yaşta çocuklarınız varsa, siz çayınızı/kahvenizi yudumlarken takılabilecekleri bu kadar büyük bir alan olması harika birşey.

Voyage Sorgun Hotel

Voyage Sorgun, odalara bıraktıkları telsizden biberon ısıtıcısına, havuz kenarlarındaki mayo bebek bezlerinden özel çocuk büfesine kesinlikle bebek/çocuk dostu bir otel. İki yıl üst üste gittiğimiz bu otelin etrafını sarmalayan ağaçlarını, otelin genel yerleşimini ve hizmetlerini, yemeklerini ve servis kalitesini çok beğenmiştik.

Hoşumuza gitmeyen tek şey deniziydi. Her ne kadar mavi bayraklı plajımız var deseler de deniz beklentimizi karşılamamıştı. Çünkü çok dalgalıydı ve sahilde de yosunlar vardı. Sadece bu ikisi bile çocukların denize girmekten çekinmesine yol açıyordu. Havuza girmek konusunda da oldukça çekimser bir insanım.

Madem bu kadar memnundunuz, o zaman bu yıl neden Voyage Sorgun‘u tercih etmediniz dediğinizi duyar gibiyim. Bunun yegane nedeni otelin bu yıl fiyat politikasını tamamen değiştirmiş olması ve anlam veremediğimiz bir şekilde taksit sayısını sınırlamasıydı. Hem acenteden hem de otelden aldığımız bilgiye göre bu yıl “Rus turistler” yerlerini “çoktaaan” ayırtmıştı ve haliyle de bizim gibi yerli turiste ihtiyaçları “kalmamıştı”. Ümit edelim ki her sene o meşhur Rus turistleri bulabilsinler..

Unutulmaz bir tatil geçirdik diyemesek de en azından bir arada olduğumuz, olabildiğince keyfini çıkarmaya çalıştığımız  bir tatil oldu. Bir sonraki yıl kararımız ne yönde olur bilemiyorum ama ben otel araştırmaya çoktan başladım bile :))

Ezgi ve Kerem

– Yazının bittiğine siz de inanamıyorsunuz, değil mi? – 

SaveSave

Bir Cevap Yazın