Voyage Sorgun’da yaz tatilimiz

İlk kez geçtiğimiz yıl Mayıs ayında, Ezgi henüz 10 aylıkken gitmiştik Voyage Sorgun‘a. Daha önce beraber tatile gitmediğimizden, küçücük bir bebekle yaz tatili nerede yapılır, nasıl yapılır düşünceleriyle biraz gergindik açıkçası. Bebek dostu otellerin listesini çıkardığımızda – ki sayıca pek de fazla değiller – nihai kararımızı vermemiz çok zor olmamıştı. Nihayetinde herşeyin yolunda gittiği, verdiğimiz karardan memnun kaldığımız bir tatil geçirmiştik.

İşte bu memnuniyet, 2016 yaz tatilimizin rotasını belirleyen en önemli faktörlerden biri oldu. Üstelik bu defa 3 tane minnoş bebekle, 4 aile hep beraber gidecektik. Rezervasyonumuzu yaptırdığımız andan itibaren hepimiz birden geri sayıma başladık. Şimdi düşünüyorum da ne kadar tatlı bir heyecan içindeymişiz 🙂

Voyage Sorgun 01

Konu bebekli tatil oldu mu olmazsa olmazların başında gölgelik alanlar geliyor bence. Hele de Antalya gibi cehennem sıcaklarının yaşandığı bir bölgeye gidiyorsanız, o yavrucakları güneşin etkisinden uzak tutacak alanlara ihtiyacınız oluyor. Öğlen 12-3 arası odadan çıkmayın diyenleriniz olabilir, fakat o işler öyle olmuyor malesef. Hele ki 2 yaş civarında deli fişek bebeleriniz varsa hiç olmuyor.

Voyage Sorgun, plaj alanları da dahil her tarafı ağaçlarla kaplı bir tesis. Temmuz-Ağustos ayında bu ağaçların serinletici etkisi ne derecedir bilemiyorum ancak biz Haziran başında gitmeyi tercih ettiğimizden havanın en sıcak olduğu anlarda bile bunalmış hissetmedik.

2015’te baştan sona yenilenen tesisin bu yazıda fotoğrafı bulunmayan devasa bir ana binası mevcut. Bu binanın içinde odalar, spa, spor salonu ve ana restoran bulunuyor. Biz geçen yıl da bu yıl da ana binadaki odalar yerine, bungalov tipi evlerde kalmayı tercih ettik. Önünde yemyeşil çimenleri, balkonunda mis gibi çiçekleri ve odaların harika dekorasyonu ile çok doğru bir tercih yaptığımızı söylemem gerek. Bu evleri, dörde bölünmüş odalar olarak düşünebilirsiniz. Her odanın kendine ait banyosu, tuvaleti ve balkonu var. Bazı evler ise daha kalabalık ailelere özel tasarlanmış ve içlerinde iki ayrı odası bulunuyor.

Unutmadan; Voyage Sorgun‘un bebek dostu otel konseptini çok iyi oturtmuş bir tesis olduğunun altını çizmem lazım. Park yataktan pusete, biberon ısıtıcıdan telsize, küvetten sterilizatöre, Hipp marka mamalardan çocuk büfesine bir ailenin bebeği için ihtiyaç duyabileceği neredeyse herşeyi temin etmek mümkün. Örneğin; Ezgi’nin inek sütü alerjisi olduğu için bize özel olarak her gün keçi sütü ve peyniri getirttiler.

Voyage Sorgun Bungalov

Voyage Sorgun Bungalov Standart Oda

Geçtiğimiz seneden tecrübeyle bu yıl Ezgi’nin özellikle uyku düzeni konusunda daha esnek olmaya karar vermiştik. Normalde akşam 9 gibi uyuyan oğlumuz, bilhassa gece şovlarındaki sarışın ablaları gördükten sonra 10-10:30’dan önce uyumamaya karar verdi. Evladımın yaşadığı bu minik heyecanlar bize sabah uykusu olarak geri döndü 🙂 Günün ilk ışığında halaya durmak yerine 7:30’lara kadar uyudu(k). Gecenin bir vakti uykusundan ARABA diyerek uyanmasını konu bahis etmiyorum tabi :))

Voyage Sorgun 02

Her sabah 8:30-9 gibi işte bu harika manzaralı masamıza kurulup, açık büfe denen çılgınlığa kendimizi teslim ettik. İstanbul’a dönüşümüzün neredeyse beşinci gününde hala PİŞİ diye sayıklıyor olmam, işte bu çılgınlığın artçısıdır. Tesisin içinde açık büfe dışında dünya mutfaklarından birkaç a la carte restoran da mevcut ancak bunlarda açık büfede yakaladığımız randımanı yakalayamadığımızı itiraf etmem gerekir.

Voyage Sorgun 03

Voyage Sorgun 09

Kahvaltı sonrasında denizle havuz arasındaki çimenlik alana yerleşip, dev palmiye ağaçlarının etrafına şemsiyeleri  konumlayarak tesisin en büyük gölgelik alanını kurduğumuz konusunda mütevazi olmayacağım. Nitekim bu alan, bebelere inanılmaz hareket özgürlüğü sağladığından hem biz hem de onlar epey rahat ettik. Gün içinde uyku saatleri geldiğinde yine bu gölgenin altında tatlı tatlı esen rüzgara nazır uyudular. Onlar uyurken biz büyükler de bir diğer açık büfe çılgınlığına kendimizi çoktan kaptırmış oluyorduk 🙂

Voyage Sorgun 04

Öğleden sonraları beylerle aramızda sözsüz sessiz bir anlaşma yapılmış gibiydi. Onlar bebeleri alıp kum parkında oynarken, biz hanımlar denize girdik. Biz bebeleri eğlerken de beyler snack barda takıldılar. Bu arada, güneşin altında en fazla kalmış kişi olarak benim neden hiç yanmadığım ve Eray’ın gölgede neredeyse tshirtle oturup kapkara olmayı nasıl başardığı konusunda ise bilim dünyası sessizliğini koruyor.

Voyage Sorgun 08

Akşam olup da güneş yavaş yavaş batmaya başladığında duşumuzu almış, giyinip kuşanmış ve günün son açık büfe çılgınlığına katılmak üzere odalarımızdan çıkmış oluyorduk. Şansı yaver gidenler bebesini hızlıca uyutup keyifle yemeğini yerken, bazıları puseti ordan oraya sürüklemek için aramızdan ayrılıyordu. Bu serüvende sona kalan genelde hep biz olduk, varsın olsundu zira Ezgi’nin ağzı açık şekilde sahneye kitlendiği anlarda da biz yemeğimizi yiyebildik 🙂

Voyage Sorgun 05

Gelelim bu tatilin Ezgi üzerindeki etkilerine. Antalya’ya geri sayım yaptığımız iki ay boyunca, İş Bankası Kültür Yayınları‘ndan çılgınca aldığım çıkartma kitaplarını kullanarak Ezgi’ye kum, deniz ve havuzla ilgili bilgi bombardımanı yaptım. Geçtiğimiz yıl, yaşı da daha küçük olduğundan, ne denize girmek istemişti ne de kumla oynamak. Onu bu sürece hazırlamak için aldığım kova ve kürekle, Özgürlük Parkı’nın ağaçlarının neredeyse her gün eşelenen toprağında da bolca alıştırma yaptık. Küvetin içini doldurup havuzda su atma alıştırmasıyla geçen günlerimi  de bu vesileyle anmak isterim :)) Velhasıl tüm bu alıştırmalar, onun minik zihninde tatilin ne olduğunu netleştirmesini sağladı ve oraya gittiğimizde adapte olması daha kolay oldu. Denize sadece bir kez benim kucağımda girmiş olmasını ise uçsuz bucaksız birşeyi anlamakta zorlanmasına veriyorum.

Kalabalık bir ekip gitmiş olmamızın, özellikle de hem yaşıtı hem de küçüğü iki bebekle bir arada olmasının da çok faydasını gördük. İstanbul’a döndüğümüzden beri daha hareketli, daha girişken bir Ezgi var hayatımızda. Kendinden küçük olan Güneş’e yaklaşımı, ona olan sevgisi ve fiziksel teması Ezgi’nin duygusal tarafının ne kadar baskın olduğunu gösterdi bize. Ezgi’ye göre çok daha hareketli olan Kerem sayesinde de çekingenliğini biraz daha kırmayı başardı oğlum. Birlikte oynamaları, iletişime geçme çabaları sanırım dünyanın en güzel tablosuydu 🙂

Henüz tatile çıkmamış olanlarınız varsa Voyage Sorgun’u tavsiye ederim. Herkese şimdiden iyi tatiller!

Comments 4

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.