Uzunya’da bir gün

Düşününce, üzerinden sadece 25 gün geçmiş. Hoş, bu 25 günde nelerin değiştiğini sorsam, herkesten farklı bir yanıt alırım 🙂 Kiminin tatili yeni başlamış, kiminin önünde daha bir hafta var, kimi ise başına geleceklerden bir haber..

O sabah yola çıkarken hedefimiz Atatürk Arboretum’unda kahvaltı etmekti. Bir önceki bayram tatilini yurtdışında geçirenlerin tamamı şehre geri dönmüş olacak ki, adım atacak yer yoktu. Biz de çaresizce arabalarımıza geri dönüp, alternatif bakınmaya başladık.

İşte o noktada aklımıza gelen Uzunya, bizim için tam anlamıyla hayat kurtarıcı oldu. Şansımıza boştu, hava güzeldi ve iki deli başla birlikte yapılacak pek çok şey vardı! Eray’ın mütemadiyen yalnız kalmasını saymazsak, baya iyi bir plan bile sayılabilirdi 🙂

Ezgi, kumlar içinde mutluydu. Denize taş atma konusunda talimili olduğundan, kendisiyle yarışacak kimse yoktu. Kerem ise dağ bayır gezinmekten son derece keyifliydi. Anne ve babasının bir saniye olsun oturmamasını kesinlikle dert etmiyordu :))

Günün sonunda yarım yamalak yenmiş bir yemek, zar zor içilmiş birer kahve ve kendimizi ordan oraya vurmuş olmamız bir kenara, Ezgi ve Kerem’in yüzündeki o gülümseme herşeye değerdi. Geçen son 25 günümün özeti bu işte; o gülüşün ne kadar değerli olduğu..

Uzunya 01

Uzunya 02

Uzunya 03

Uzunya 04

Uzunya 05

Uzunya 06

Comments 1

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.