Yavaşlık

Milan Kundera’nın çok sevdiğim bir kitabı var; “Yavaşlık”. Bundan yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşımın önermesi ile okumuş ve başucu kitaplarımdan biri olarak kabul etmiştim. Zaman zaman hala açar, şöyle bir karıştırırım.

Kitabın bir yerinde şöyle yazar:

(…) Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle?

Son günlerde aklımda sürekli bu cümle var. Herşeyin neredeyse ışık hızında akıp gittiği bu günlerde yavaşlık, çaresizce özlediğimiz ama bir türlü kavuşamadığımız uzaklardaki sevgili gibi. Kavuşamadıkça daha da değerleniyor. Bir zamanlar birlikte geçirilen uçarı ve aylak günler özleniyor.

Şu satırları yazabilmek için masamda üst üste biriken işleri bir kaç dakikalığına da olsa görmezden geliyorum. 24 saatin hiçbir şeye yetmediği bir tuhaf dönemdeyim. Yapılacak iş çok ama zaman kısıtlı. Hepimizin benzer sıkıntıları yaşadığını, o yorgun bakan gözlerden anlayabiliyorum. Oysa ki (belki de) tek istediğimiz sakince, ne fiziksel ne de zihinsel koşuşturma yaşamaksızın birşeyler yapabilmek.

Yorumlar 3
  • Ben biliyor “yavaşlık”. Çok da memnun 🙂

  • son iki yıldır dünyanın en yavaş insanlarının yaşadığı bir ülkede hayatımı geçiriyorum. ilk aylar çok rahatsız etse de “yavaşlık ömrü uzatıyor” buna ikna oldum. istanbul, hız ve karmaşa.. tekrar nasıl olacak bilmiyorum. ama kundera’nın kitabı bana perec’in uyuyan adamı’nı hatırlattı. bir rehber kitaptır o da yavaşlamak ve sakinleşmek isteyenlere..

  • Yavaşlığa ihtiyacı olan heyecanlı ve sabırsız biri olarak bu kitabı okusam iyi olacak 🙂

Bir Cevap Yazın