Hello Austin :: SxSw

Mart ayının benim için en önemli ve en heyecanlı olayı hiç kuşkusuz Austin’e gidişimdi. Amerika kıtasına daha önce ayak basmamış bir insan olarak midemde uçuşan kelebekleri tarif etmem mümkün değil. Hummalı bir hazırlık döneminden sonra (vize, otel, uçak, vs) 8 Mart sabahı 12 + 3 saatlik bir uçuş için hazırdım. Amerika saatine göre 8 Mart’ı 9 Mart’a bağlayan gece saat 04:00’da otele giriş yaptığımda, 20 saatlik bir yolculuktan çıkmış, harap ve bitap bir haldeydim. Bağlantı uçuşunu kaçırmış, bavulunu kaybetmiş bir avuç insan olarak Chicago’dan Houston’a, oradan da arabayla Austin’a varabildik. Kıtalar arası seyahat ederken, en çok çekindiğim şeyin başıma gelmiş olması, ilk etapta biraz moralimi bozmuş olsa da, geri kalan günlerde acısını çıkardım diyebilrim 🙂

 

South by South West Konferansı için gittiğim Austin, pek çok yönüyle keyifle ve huzurla yaşanılası bir şehir. Şehir merkezinin çok kalabalık olmaması, yürüme mesafesindeki parkları, yılın önemli bir bölümünün ılıman bir iklimde geçmesi, şehir nüfusunun çoğunluğunun gençlerden oluşması ve yılın 2/3’ünde şehir merkezinin sarıp sarmalayan cafe&barlarda müzik etkinliklerinin olması Austin’i hem Teksas eyaletinin incisi yapıyor hem de hangi dönemde giderseniz gidin ilginizi çekecek bir atmosfer sunabilmesini sağlıyor.

 

Yine de ufak bir uyarı; şehre SxSw döneminde gitmeyi planlıyorsanız uçak ve otel rezervasyonunuzu Eylül gibi tamamlamış olun. Aksi halde normalden çok daha pahalı konaklama çözümlerine kalırsınız!

  

 

Bir Cevap Yazın