Lavanta kokulu otel

Kurumsal firmalarda yıllık değerlendirme ve yeni yıl planlama toplantıları denen bir müessese var; korkutucu olduğu kadar keyifli de geçen. Neden keyifli? Çünkü mutlaka şehirden uzak, hatta şehir dışında, bir iki gece kalmalı mini seyahat halinde gerçekleşiyor. Geçtiğimiz yıl iki günlüğüne Mardin’e gitmiştik, çok da şahane olmuştu. Bu yıl ise, ekipteki hamile sayısı, fazla uzağa gitmemize engel oldu.İyi ki de oldu çünkü en yakın fırsatta tekrar (bu defa kesinkez Eray ile) gitmek istediğim, en şahanesinden bir butik otelde – Lavanda Butik Otel – kalma fırsatım oldu. İstanbul’a sadece 1 saat uzaklıkta olması da cabası!

Malumunuz; pastoral, country & provance tarzı dekorasyon müptelası bir yapım var. Lavanda Butik Otel’e gidişimiz kesinleştiğinde, acaba nasıl bir yerdir diye soluğu Google’da almış, websitesini bulmuştum. Foto galeriye göz atarken “Tamam!” dedim, “İşte budur!” Yemyeşil bir alanın göbeğinde, taş evlerden oluşan bir dizi bina, şömine ve kırmızı ekoseli battaniyelerin yanı sıra (bu battaniyeler ben gittiğimde hakikaten de oradaydı) karla kaplı fotoğrafları da görünce resmen kendimden geçtim. Hoş, bizim gidiş tarihimiz itibariyle kardan eser yoktu ama olsun! Taş binalarla da yetinebilirdim ben 🙂

Velhasıl, mini valizimin en önemli parçası fotoğraf makinem olacak şekilde hazırlıklarımu yapıp Cuma sabahı saat 9’da yola koyuldum. Yaklaşık 1 saat içinde Şile’ye varmıştık. Foto galerinin aksine yağmurlu ve kapalı bir hava karşıladı bizi ama bu, fotoğraf çekmeme engel değildi. Sorun, ana fokusun (doğal olarak) toplantıda olmasından ve toplantının da korkunç derece uzamasından dolayı Cuma günü boyunca hepi topu 2-3 fotoğraf çekebildim. Aşağıda paylaştığım fotoğrafların tamamını, Cumartesi sabahı kahvaltı ile dönüş yoluna çıkma arasına sıkıştırdığım 30 dakika içinde çektim. Olsun, buna da şükür 🙂

Yılbaşının üzerinden yalnızca bir hafta geçmiş olmasından mütevellit, etrafta yılbaşı süslemeleri vardı bolca. O nedenle, zaten muazzam görünen iç dekorlar daha da etkileyici bir hal almıştı kuşkusuz. Kendimi bir Fransız köyünde hissetmedim desem yalan olur. Haydi gelin çektiğim fotoğraflarla mini turumuza başlayalım!

Lavanda Butik Otel’in giriş kısmında yer alan binalardan bir kaçı:


Otele ilk giriş alanı; bekleme salonu. Biz Cuma gecesi bu şahane kısımda içkilerimizi yudumladık, sohbet ettik, şöminenin dibine kıvrıldık. Bir de güzel müzikler dinledik! Yukarda bahsettiğim yılbaşı süslerinin (yılbaşı ağacı da dahil) neredeyse tamamı buradaydı.

Sıra geldi kaldığım odaya! İçeriye girdiğim andan itibaren minik minik detaylarla süslenmiş köşelerin hangi birine bakayım, nereye koşayım, neyin fotoğrafını çekeyim bilemedim inanın. Hepsini yayınlayamadığım için de sizin de bayılacağınızı düşündüğüm birkaç tanesini paylaşayım dedim. Tabi bunca fotoğrafın asıl amacı, İstanbul’a döndüğümde benzer fikirleri kendi evimize uygulayabilmekti. Tahminin, odada kullanılan parçaların bir kısmı yurtdışından alınmış, yine de Laura Ashley, Zara Home, Tepe Home gibi mağazalardan benzer şeyler bulabileceğimden eminim. Sizin önerebileceğiniz farklı mağazalar varsa lütfen yorum bırakın 🙂

Akşam yemeği ve sabah kahvaltısını yaptığımız yemek bölümü ve tüm otel genelinde hoşuma giden birkaç detay da şöyle:

Ve son olarak bunlar da instagram’da yayınladığım bir kaç kare 🙂

Bir Cevap Yazın