Burgazada’da bir pazar!

Pazar günü, havanın mevsim normallerinin çok çok üstünde seyretmesini fırsat bilip Burgazada’ya gidelim dedik. Haftanın yorgunluğunu çıkarmanın en iyi yolu tüm haftasonu evde pineklemektir diye düşünen bünyeme, bu günübirlik yolculuk ne kadar yanlış düşündüğümü kanıtladı adeta. Adaya varınca ilk işimiz, güneşin tadını çıkarabileceğimiz güzel bir köşe aramak oldu. İskelenin hemen solunda yer alan cafe-restoranlar arasında, sanıyorum ki kırmızı sandalyelerinden etkilendiğimiz Barba’yı seçtik. Kudra hanımın kırmızıya karşı müthiş bir zaafı olduğunu bilen bilir, bu durum mekan seçimimizde de etkili oldu tabi. Okumaya fırsat bulamadığımız gazetemiz, çayımız, hafif acılı menemenimiz ile leziz bir kahvaltı yaptık.

Barba'nın kırmızı iskemleleri

Kahvaltı sonrasında adayı turlamaya karar verdik. Ara sokaklardan yukarıya doğru tırmanırken, sayılarının bir hayli fazla olduğunu düşündüğüm sokak hayvanları dışında etrafta hiç ses yoktu. Arabalara, trafiğe, gürültüye bunca yıldır o kadar alışmışım ki bu muazzam sessizlik karşısında algılarım şaştı diyebilirim. Huzur dedikleri bu olsa gerek! Yol boyunca karşımıza çıkan bütün hayvanları, bilhassa da kedileri sevmeye doyamadım. Alerjimin azması, gözlerimin kaşınması umrumda bile değildi. Pek çok evin bahçesinden yırtınırcasına havlayan cins köpekler ve denizi artık tepeden görebildiğimiz noktaya gelmemizle yanımızda beliren sokak köpeklerinden başta biraz tırsmış olsam da hiç bozuntuya vermedim. Bir süre sonra yanımızda 2 köpekle beraber ilerlemeye başladık. Korkunun sevgiye dönüştüğü an köpekleri alıp götüresim geldi, Kudra’nın tuhaf bakışları karşısında saçmaladığımı farketmem uzun sürmedi 🙂

Ada kedisi

Ve evler… Ah o evler! Bahçe içinde, ekseriyetle eski, birbirinden güzel tüm o evlere bakmaktan boynum ağrıdı diyebilirim. Seneler evvel Büyükada’ya gittiğimde de kendimden geçmiştim ama Burgazada’daki evlerin büyük çoğunluğu orjinal halinde ya da orjinal haline sadık kalınarak yenilenmiş sanırım. Büyülenmiş bir vaziyette gezinip dururken adada yaşamanın nasıl bir şey olacağını hayal ettim bir yandan. Özellikle biz yaşlarda, çalışan insanlar için adada yaşamak zor olabilir ancak 60 yaşından sonra herşeyi bırakıp Bodrum’a yerleşene kadar (evet, nedense herkesin hayali bu) İstanbul’a bu kadar yakın ve bir o kadar da uzak Burgazada’ya taşınmayı yeğlerim.

Burgazada

Doyamadım sana Burgazada, bekle yine geleceğim! 😉

SaveSave

Comments 3
  • 60 yaşına gelene kadar Burgazada yok olur gider. (deprem vs.) Bence Bodrum hayalini sıcak tutmaya devam et. 🙂

  • NE ANILAR YAŞANDI BARBA YANI DE
    BURGAZADANIN SİMGESİYDİ ADETA
    ruca canlı muzikler
    syrtaki zorba kasabiko oyunları…
    Ama şimdi tarihe KARIŞTI BARBA YANİ
    HİÇ ALAKASI OLMAYAN AŞCI GARSON VE PATRONLAR
    BU YENİ EKIP PARAYLA SAADET ARADILAR BURGAZADADAN
    AMA ADA İLE BARIŞIK DEĞİLER
    gün geştikçe güneşte eriyen bir buz kutlesi BARBA YANİ

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.