gone with the wind: bir tatil şeysi

uzun zamandan sonra en nihayetinde yeniden yazabilmenin dayanılmaz hafifliği mi desem ne söylesem bilemedim. eloy beyin neşeyle verdiği haberden sonra (sadece birkaç ay içinde creamfields’in google pr 3 olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor heyoo!) kendi kendime bu kadar ara yeter dedim. bunca aksamanın başlıca nedeni elbette ki mekan değişikliği. taşınmak da yerleşmek de dertli işlermiş. lakin değdi mi derseniz; evet değdi!

ev değişikliği dışında yaklaşık 18 yıldır askıya alınmış bir fikri hayata geçirerek, hayattaki en değerli şeyimle yani annemle inanılmaz güzel bir tatile çıktım! nasıl olacak, nasıl gideceğiz derken gittik de döndük bile. daha önceleri iş münasebetiyle yurtdışına birçok defa çıkmış olsam da hiç bu denli yoğun gezmemiştim. paris ve colmar’dan sonra fransa’nın güney sahillerini baştan sona (yok artık!) gezdik 🙂 ilk durağımız olan Nice’e indiğimizde, yaklaşık 1 saatlik bir rötardan ötürü pek dolaşma fırsatımız olmadı. o nedenle asıl istikametimiz olan Menton’a doğru yola çıktık. Nice ile Menton arası 30 dakikayı etrafa alık alık bakarak geçirdim! büyülenmek diye birşey varsa evet büyülendim sevgili okurlar. sokakları, evleri, denizi ve manzarasıyla Menton gerçekten acayip bir şehir. Bkz Menton:

Menton 1

Menton, italya sınırına 2-3 km uzaklıkta bir sınır kasabası. esasında şehir ama İstanbul’a kıyasla oldukça ufak. zeytin ve limon ağaçlarıyla dolu bu şehirde dikkatimi ilk çeken nüfusun ciddi bir bölümünün yaşlılardan oluşması. etrafta minyatür köpeklerle yürüyüşe çıkmış yaşlı teyzeler amcalar var. herkes kibar ve saygılı. her karşılaşmada uzatarak söylenen bir bonjouuur tandansı var. insanın hoşuna gidiyor. Menton’da yaşam kesinlikle huzur verici. ilk birkaç gün şehrin muhtelif yerlerinde turladıktan sonra ilk günü pek gezemediğimiz Nice’e geri dönüş yaptık. Menton’a kıyasla devasa bir şehir Nice ancak İstanbul kadar büyük ve kalabalık değil. bu şehir ise palmiye ağaçlarıyla dolu. marmaris’i anımsatan bir akdeniz havası var. şehrin içinde ilerlerken kendimi dar sokaklarda ve rengarenk binaların ortasında buldum hep. bir japon misali hiç düşürmedim elimden fotoğraf makinesini 🙂 çekebildiğim kadar resim çektim ama burada alanımız kısıtlı. Bkz Nice

Nice 1

Nice’te geçirdiğimiz koca bir günün ardından yürümekten bitap düşmüş bir halde Menton’a geri döndük. daha sonraki günler sırasıyla Vintimille’e, Monaco’ya ve Cannes’a gittik. tamamen zenginlerin bulunduğu, sokaklarda channel, prada, dior gibi markaların yer aldığı ve resmen ufacık bir şehir olan Monaco’de casinoya dahi gittik. çok değil 10 euroluk kumar oynadık. artık gözümüz açık gitmeyiz 😛 Bkz Monaco

MonacoMonaco 2

Vintimille 1Vintimille 2

SaveSave

Yorumlar 1
  • Evet, beni götürmedi sevgili okuyucu. Ayıp di mi 🙂

Bir Cevap Yazın