Our Amsterdam Getaway

Happy Tuesday everyone! I thought I would never be able to write a blog post about our Amsterdam getaway but here I am, trying my best to at least mention the places we have been to.

Even though we had only 2 days and a half to spend in Amsterdam, we end up with the longest to-do list which of course we didn’t have the chance to complete at all 🙂 When we visit Paris back in November 2016, I promised myself that I will never travel in winter time again but then I said; “This one is in October, how worse can it be?!”

Guys, it was the worst! Because of the weather conditions in Amsterdam, our plane had a 3 hour-delay. So we kinda end up being in Amsterdam for one day! Because it was already 6 P.M when we landed at Schipol Airport. It was cold {to my surprise Dutch people didn’t seem to care about the cold or the rain) and there was literally nothing to do. We were exhausted, I was sick and all we want to do is going to our hotel. But we didn’t let the feeling take over because we were pretty determined to make the most of our trip! 🙂

Oh and I have to say a HUGE thank you to Ceren, our friend living in Amsterdam. If it wasn’t for her, we would never be able to live like a local when we were there. Ceren, if you are reading this, thank you loads! <3

+++

Herkese merhaba! Amsterdam seyahatimizle ilgili bu defa blog yazısı çıkmayacak diye karalar bağlamıştım fakat sonra düşündüm ve en azından gittiğimiz yerleri anlatırım fikriyle oturdum bilgisayar başına. Amsterdam’da kalacağımız süre çok kısaydı, hepi topu 2.5 gün geçirecektik şehirde. Fakat her nasılsa upuzun bir yapacaklar listemiz vardı (bunların tamamını elbette ki yapamadık!). Geçtiğimiz Kasım ayında Paris’e gittiğimizde kendi kendime yemin etmiştim, bir daha asla kış aylarında seyahat etmeyecektim! Fakat sonra içimde yükselen o sese kulak verdim; “Bu defa Ekim başında gideceğiz, en kötü ne olabilir ki?”

Tahmin ettiniz değil mi? Elbette en kötüsü neyse o oldu 🙂 Terslikler daha seyahat aşamasında başladı ve uçağımız Amsterdam’daki hava koşulları sebebi ile 3 saat rötar yaptı. Schipol Havaalanı’na vardığımızda saat akşam 6 olmuştu bile ve bu açıdan baktığınızda Amsterdam’a sadece bir gün için gitmiş gibi olduk! Hava soğuktu (şaşırtıcı biçimde Hollandalılar soğuğa veya yağmura aldırış etmiyordu) ve o saatten sonra yapabileceğimiz şeyler de bitmişti. Yorgunluktan bitap düşmüştük, üstelik ben hastaydım ve o an istediğimiz tek şey bir an önce otelimize gitmekti. Fakat sonra bu hissiyatın bizi ele geçirmesine izin vermemeye karar verdik; çünkü bu tatilin tadını çıkartmaya yeminliydik! 🙂

Bu arada, Amsterdam’da yaşayan arkadaşımız sevgili Ceren DEV bir teşekkürü sonuna kadar haketti! Eğer o olmasaydı, yerlisi gibi gezme şansımız asla olmayacaktı 🙂 Ceren, eğer bu satırları okuyorsan, çok ama çok ama çok teşekkür ederiz! <3

Amsterdam 5

Amsterdam 8

Amsterdam 3

What we saw / Nereleri gezdik-gördük:
– Dam Square
– Foodhallen
– Red Light District
– Rembrandtplein
– Kalverstraat

Where we ate / Nerelerde yedik:
The Butcher
CAU
Omelegg
Bakers and Roasters

Where we stayed / Nerede kaldık:
– Mercure Hotel Amsterdam City

Btw I hate writing a bad review but I would definitely not recommend Mercure Hotel Amsterdam City. Even though the guys at the reception were quite neat and helpful, I could not say the same with the ones at the restaurant. They were totally rude! And sadly I had my jewelry stolen from my suitcase which was closed but not locked! When I noticed it and emailed the hotel management services, all I got was a “sorry for the inconvenience” reply. Pretty nasty, eh? :/

Amsterdam 1

Amsterdam 2

On our first night, we went to Foodhallen and started looking for “The Butcher” which was on our list. Foodhallen is an indoor food market, which is definitely a unique addition to culinary Amsterdam. The concept was inspired by indoor food markets like the ‘Torvehallerne’ in Copenhagen, ‘Mercado de San Miguel’ in Madrid and the ‘Borough Market’ in London. I can’t forget the deliciousness of the hamburgers and sweet potato fries 🙂

+++

Amsterdam’daki ilk gecemizde kendimizi koşar adım Foodhallen’de The Butcher isimli mekanı ararken bulduk. Ceren’in bizim için hazırladığı listede mutlaka gidilmesi gereken yerler arasındaydı. Foodhallen nedir derseniz; iç mekanda kurulu bir yiyecek pazarı diyebiliriz. Kopenhag’daki “Torvehallerne”, Madrid’deki “Mercado de San Miguel” ve Londra’daki “Borough Market” gibi mekanlardan esinlenerek kurulan Foodhallen, Amsterdam’ın mutfak sanatlarına muhteşem bir katkı sağladığı kesin. Zira burada yediğim hamburgerin ve tatlı patates kızartmasının tadı hala damağımda 🙂

Amsterdam 9

Our second day, we surrendered to the fact that we wouldn’t be able to see everything on our list and decided to take the day a bit slower. Plus, it was our “only day” to see around. We kicked things off with a very fulfilling breakfast at Omelegg. Our afternoon was spent wandering the streets of Kalverstraat, checking out the shops and just thoroughly enjoying being out and about. We had yet another delicious meal at CAU on Dam Square. After some shopping, and some coffee, we were so tired so we finished off the night at our hotel.

+++

İkinci günümüzde listemizdeki herşeyi göremeyeceğimiz gerçeğiyle yüzleşerek günün kalanını daha sakin geçirmeye karar verdik. Şehirdeki yegane (ve son) günümüz olduğunu düşünecek olursanız, acele etmenin bir anlamı kalmıyordu zaten 🙂 Vehasıl güne Omelegg‘de bomba gibi bir kahvaltı yaparak başladık. Öğleden sonra Kalverstraat’daki mağazalara bakınarak ve kahve molaları vererek geçirdik. Öğle yemeğini Dam Square’deki CAU‘da yedik. Akşam üzerine doğru üzerimize çöken ağırlığa daha fazla karşı koyamayıp otelimize geri döndük.

Amsterdam 7

Amsterdam 4

Amsterdam 6

On our last day, we started to feel the urge to go back home to our children. We packed our stuff one more time (unaware of my missing jewelry..) and went to our next stop which was a New Zealand style café served with a heavy dose of Brazil, aka Bakers & Roasters! It was pretty early in the morning hence there was no waiting line. I was desperate for an acai bowl however it was unavailable so I went for a Kiwi Brekkie (yum!). By the time we finished our breakfast we notice the longest queue ever! And it was raining cats and dogs outside! We wandered the streets a little more but at some point we were overwhelmed with the whole trip (and the rain!) so we decided to go back to our hotel. We called an Uber heading us to the airport. I think travelling to a new city would have been so much better if the weather was a little warmer and sunny. I would definitely want to visit Amsterdam one more time, but in summer time :))

+++

Son günümüzde ise yavaştan eve geri dönme arzusu başlamıştı. Çocuklarımıza kavuşmak istiyorduk artık! Bir kez daha valizlerimizi hazırladık (ve ben elbette kaybolan takılarımdan bihaberdim..) ve yeni rotamıza doğru yola çıktık. Bakers & Roasters olarak da bilinen, Yeni Zelanda tarzı bir cafedeydik. Sabahın çok erken saati olduğu için bekleyen kimse yoktu, hızlıca yerimize oturduk. Hayatımda ilk defa Acai kasesi denemek istiyordum; “maalesef şu an yok” dediklerinde yaşadığım hüsranı anlatamam. Ben de yumurtalı menülerinden olan Kiwi Brekkie (ki nefisti!) denemeye karar verdim. Kahvaltımız bittiğinde dışardaki inanılmaz uzun kuyruğu farkettik. Üstelik yağmur da başlamıştı! Amsterdam’ın bir başlayıp bir biten bu yağmurları çok fena yordu bizi. Etrafta biraz gezindikten sonra doğruca otelimize geri dönüp bizi havalimanına götürecek Über’imizi çağırdık. Bana sorarsanız yeni bir şehre seyahat ederken daha ılıman bir hava ve biraz güneş harika olur. Amsterdam’a yeniden yolum düşsün çok istiyorum, fakat bu sefer yaz ayında! 🙂

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

SaveSave

Bir Cevap Yazın