Paris Mon Amour

Ekim ayı bizim için bir hayli yoğun, bir o kadar da mutlu geçti. Diyeceksiniz ki Kasım’ın neredeyse sonuna geldik, haklısınız. Fakat ben ancak şimdi fırsat bulup yazabiliyorum. Blogunu her gün güncelleyen tüm bloggerlara selam olsun!

Evet ne diyorduk? Ekim ayı, gezilerle dolu bir ay oldu benim için. Evliliğimizin birinci yılını kutlamak için ilk varış noktamız Paris oldu. Gitmeden önce, pek çok arkadaşımın “Paris mi? Paris yerine Londra’ya git!” önerilerini dinlememiş olduğuma çok mutluyum, öncelikle bunu belirteyim. Vakti gelir Londra’yı da görürüz – o ayrı – ama ben tam anlamıyla bir Paris insanıymışım, bunu anladım 🙂 Şehre adımımı attığım andan itibaren, biliyordum ki ikinci bir ziyareti hakedecek. Eray ile de karar verdik, yaza doğru yeniden gidip keşfedeceğiz bu muhteşem şehri.

Tam 8 gün geçirdik Paris’te. Şehri boydan boya gezmek için yeterli bir süre bence bu. Elbette gönül isterdi ki 10 gün daha kalalım ama bunun yerine, bir sonraki gelişte, artık aşina olduğumuz sokaklarda rahat rahat gezmek çok daha cazip olacak. Şehri boydan boya gezmek demişken; bizi bu yolculuğa hazırlayan sevgili Gül Ailesi’ne teşekkür etmeden geçmek istemem. Ayrıca bizi orada yalnız bırakmayan, şehri bir turist gibi değil, bir Parisli gibi gezmemizi sağlayan sevgili Pınar Kuster‘a (lütfen instagram hesabına da bir göz atın!) da buradan göz kırpmak isterim 😉

Şimdi sizlere uzun uzadıya gezi notlarımı aktarmayacağım. Tek bir posta bunu sığdırmak da zor olur zaten. Sadece şunu söylemek istiyorum; siz de benim gibi tarihi dokulara hayransanız, Romantizm akımını seviyorsanız, Paris’i mutlaka görün.

 

  

 

Yorumlar 3
  • Burcu’cum bu resimler ne kadar güzeller!! hemen bavulu toplayıp Paris’e gitmek istedim 🙂

    • Denizcim çok teşekkürler 🙂 Paris muhteşem, mutlaka git gör, sen de bayılacaksın kesin! 🙂

  • Geri bildirim: Parisian | CREAMFIELDS

Bir Cevap Yazın