Paris’te 3 gün

Eylül ayında geçirdiğim operasyondan kısa bir süre sonra, sanıyorum o operasyonun da etkisi ile kendimizi bir anda Paris bileti bakınırken bulduk. Daha doğrusu yakın arkadaşlarımız Hande ve Can’ın biz gidiyoruz siz de gelsenize demesine karşı koyamadık. Ancak şöyle bir sıkıntı vardı; bugüne kadar Ezgi’yi bırakıp tatile hiç gitmemiştik. Ne tepki vereceğini bilmemiz mümkün değildi, ancak döndüğümüzde anlayacaktık.

Hastalıklar ve çeşitli sıkıntılarla mücadele ettiğimiz zorlu bir Kasım ayı geçirdikten sonra nihayet yolculuk vakti gelmişti. Pazar sabahı saatler 07:30’u gösterirken evden çıkmış ve kafamızda deli sorularla Sabiha Gökçen Havalimanı’na doğru ilerliyorduk. Kendimizi hep en kötüsüne alıştırmış olmamızdan mütevellit, içimdeki “yine kötü bir şeyler olacak” hissinden kurtulamıyordum. Ezgi’den hepi topu 3 gün ayrı kalacaktık ama o 3 günde başımıza kim bilir neler gelebilirdi..

Güzel haberi en başta verelim; başımıza kötü şeyler gelmedi ve döndüğümüzde de Ezgi’den trip yemedik 🙂

Peki Paris’te 3 gün ne yaptık, ne yedik, ne içtik diye merak edenleriniz olduysa, tüm detaylar yazının devamında.

Paris'te 3 gün - 7

Birinci Gün

Sabah 07:30’da evden çıktığımızı söylemiştim. Yaklaşık 30 dakika kadar sonra havalimanına varmıştık. Heyecanlıydık. Ve tedirgindik. Hızlıca işlemlerimizi halledip pasaport kontrolünden geçtik. Uçuşumuz 10:50’deydi ve uçağa binmek için nereden baksan 1.5 saat vardı önümüzde. Starbucks-gazete bayisi-terminal cafesi üçgeninde geçen sürenin ardından uçağa binmiş ve çoktan emniyet kemerlerimizi bağlamıştık.

3 saat 10 dakika içinde Paris’e inecektik ve işin en güzel yanı, aramızdaki saat farkı bize zaman kazandıracaktı. Paris Orly havalimanından Opera’daki otelimize varışımız biraz ızdıraplı olmuştu, çünkü açtık ve artık dayanamıyorduk. Akşam üzerine doğru çantalarımızı bırakmış, kendimizi sokağa atmış ve nerede yiyeceğiz derdine çoktan düşmüştük. Klasiktir; ne zaman yeni bir şehre gitseniz, oturduğunuz ilk yerde feci kazık yersiniz. Le Brebant‘ta yediğimiz yemek lezzetliydi – ya da biz çok açtık – ama kazıklandığımız gerçeğini de kabul etmemiz gerekir 🙂

Paris'te 3 gün - 2

Bir sonraki durak, 2012’de geldiğimizde de bizi büyüleyen Le Marais bölgesiydi. İstanbul’un Karaköy’ünü andıran bu semt, birbirinden güzel restoranları, butikleri, sanat galerileri, kitapçıları, kafeleri ve müzeleriyle Paris’in en önemli cazibe noktalarından biri. Biraz etrafta dolandıktan sonra kendimizi Le Voltigeur isimli cafede bulduk. Dünyanın en sevimli garsonu, dünyanın en sevimsiz şakasını yapmış olsa da keyfimizi bozacak değildik. Oreo’lu kekimiz, sıcak çikolatamız ve kahvemiz ile de bu pek mümkün değildi zaten.

Birinci günü Hotel Corona Opera‘da noktaladığımızda o kadar yorgunduk ki, hemen uyumuşuz.

İkinci Gün

Sabah uyanır uyanmaz elbette ki kahvaltı derdine düştük. Otele yakın bir yerde kahvaltı edebilelim istediğimizden, Le Gymnase’de karar kıldık. Paris halkının kahvaltıdan anladığı reçelli baget ve kahve olduğundan, Amerikan kahvaltısı olarak tabir edilen yumurtalı bir menüyü tercih ettik. Yumurtayı bir kenara koyacak olursam; hayatımda yediğim en lezzetli, en gevrek, en muhteşem croissantı sanırım burada yemiş olabilirim. Nitekim Paris’le ilgili en çok özlediğim şeyin croissant ve bagetler olduğunu da bu vesile ile itiraf edeyim 🙂

Kahvaltı sonrası Saint-Germain tarafında geçtik. Burada önce bir kiliseye sonra da dünyaca ünlü bir cafe olan Cafe de Flore‘a uğradık. Sanki sabah kahvaltı eden biz değilmişçesine yediğimiz bagetler ve croissantlar insanın dehşete düşmesine neden olabilirdi. Neyse ki biz bizeydik ve geri kalan insanların da pek umrunda değildik 🙂

Paris'te 3 gün - 1

Paris'te 3 gün - 5

Şu an düşünüyorum da Paris’e gitme nedenimiz tamamen yemek yeme motivasyonu üzerine kuruluydu galiba! Çünkü bir sonraki durağımız, Paris’in belki de en harika hamburgerini yapan Le Ruisseau‘ydu. Miniminnacık bir dükkanda servis edilen o hamburger ve patatesler Paris’e yeniden gitme sebebim olabilir. (evet, o derece!)

Paris'te 3 gün - 4

Bu arada tüm seyahatimiz boyunca o kadar çok üşüdük ki, bir noktada herhangi bir cafe’ye girip bir daha çıkmasak mı diye düşünmüş olabiliriz. Hava güneşliydi, doğru, ama -2’lere varan soğuk hava, bizim gibi Akdeniz insanlarına biraz fazlaydı. Nitekim Saint-Germain’den sonra geri döndüğümüz Le Marais’de, Comptoir des Archives isimli cafe’ye oturduğumuzda ellerimiz, ayaklarımız ve ruhumuz bütünüyle donmuştu.

Paris'te 3 gün - 3

Akşam yemeği için ise tercihimiz {ki maalesef kötü bir tercihti} Le Marivaux oldu. Sipariş ettiğimiz şarküteri ve peynir tabağından memnun kalmadık. Soğan çorbası ise fena değildi. Pek de dostane olmayan tavırları nedeniyle garsona feci sinir olduğumuzdan, erkenden kalktık. Günün yorgunluğu ile otele vardığımızda saat daha 10 bile değildi.

Paris'te 3 gün - 6

Paris'te 3 gün - 8

Üçüncü Gün

Kahvaltı için yeniden Le Gymnase’e gittik. Soğuk artık tahammül edilebilir boyutta değildi. Dışarıdaki ısıtıcılar bile yeterli gelmiyordu. Mecburen içeride oturduk. Sanırım o noktada, bir daha kış aylarında seyahat etmemeye karar verdik. Biz ki minicik bebeğimizle Danimarka’ya gitmiş insanlarız, orada bile bu kadar çok üşüdüğümü hatırlamıyorum!

Son birkaç saatimizi Opera’da geçirmeye karar verince, civardaki mağazaları, eczaneleri ve dükkanları gezmeye çıktık. Türk’ün aklı sonradan başına gelir misali; bakıcılar, anneanne ve babaanneler için pek de birşey almadığımızı farkedip deli tavuklar gibi koşuşturmaya başladık. Saatler 13:30’u gösterirken, tüm öteberiyi bavul ve el çantalarına tıkıştırmış ve Paris Orly havalimanının yolunu tutmuştuk.

Havalimanına vardığımızda saat 15:00’ti ve uçağımızın kalmasına 2 saat vardı. Dünyanın en uzun Pegasus kuyruğuna girip valizlerimizi teslim ettiğimizde karnımız (tabi ki!) yine acıkmıştı. Paul’de oturup son croissantlarımızı yerken henüz daha pasaport kontrolünden geçmediğimizi farkedip yeniden koşturmaya başladık.

Eve vardığımızda saat gece yarısını çoktan geçmişti. Ezgi, odasında huzurla uyuyordu. Onu ne kadar çok özlediğimizi işte o an çok net hissettik. Uyandığında görebilmesi için hediyelerini odasına bırakıp, bir an önce ertesi gün olması arzusuyla uykuya daldık.

Comments 3

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.